Belgelik: November, 2006

Moleskine: Her Moleskine’nin anlatacak bir hikayesi vardır

MoleskineMoleskine20'inci yüzyılda Paris'deki edebiyat ve sanat ortamlarında kullanılan bir defterdi. Bu defter Tours'da küçük bir kırtasiyede üretiliyordu. Dış kapağı Moleskin adında bir kumaş'la kaplı olduğu için Moleskine adı verilmiştir deftere. Bu kumaş çok sağlam ve dayanıklıdır, örneğin Alman Askeri birimlerin bir kaçında bu kumaş kullanılır. Başka belirgin özelliği ise, siyah bir lastik ile defteri kapatması, ayırca birde defterin içinde küçük bir çanta olmasıdır.

Moleskine1Moleskine'nin ünlülüğü Bruce Chatwin'in kitabında (ing. The Songlines) detaylı bir şekilde anlatılıyor. Zaten defterlerin adını da „les carnets moleskines“ olarak ifade ediyordu. Sık sık şunu ifade ederdi „Losing my passport was the least of my worries, losing a notebook was a catastrophe.“ ( Pasaportumu kaybetmek, benim için kaygılanacak en son şeylerden biriydi, ama defterimi kaybetmek bir felâketdi.) Bu korkusu yüzünden Chatwin'e jest olsun diye, Modo&Modo tarafından üretilen Moleskine'lerin ilk sayfasında, sahibinin adresi ve bulan kişi'ye de, bulduğu takdir'de verilecek para miktarı yazmak için bir yer ayrılmıştır. 1986'da Paris'deki bir kırtasiye'de artık üretilmediğini öğrenmişti.

MoleskineSonra italyan Modo&Modo Moleskine isminin patentini alarak, güzel bir pazarlama yöntemi ile satmaya başladı. Pazarlam yöntemi ise, zamanındaki ünlü yazarların da bu defteri kullandığını göstermekti. Aralarında Bruce Chatwin, Ernest Hemingway, Oscar Wilde, Louis-Ferdinand Céline, Pablo Picasso, Vincent van Gogh, Luis Sepúlveda ve Henri Matisse gibi ünlü kişiler vardı. Tabi burda şimdi eleştirilecek bir nokta var ki, o da şu. Bu kişileri Moleskine'nin kendisini kullanmamışlardı. Zamanında Moleskine'yi üreten sadece bir kişi yoktu, bir çok kişi bu defterleri yapıyordu, ve defterin ismine de Moleskine deniliyordu. Yani bildiğimiz defterler. Ama bu defteri ellinize aldığınızda, bilmediğiniz bir şey sizi kaplıyor. Defterin sadeliğinden mi kaynaklanıyor, ya da bu kişilerin zamanından kullandığından mı, artık size kalmış.

Moleskine2Bugünlerde ise bir çok seçit de türedi, normal düz çizgili olanlardan, müzik notalarını yazmak için olanlara kadar. Genelikle iki tip boyutu vardır, küçük olan 9x14 cm, büyük olan da 13x21 cm büyüklüğünde. Birde şimdilerde eskisi gibi Moleskin derisini kullanmıyorlar.Onun yerine ucuz çin malı kullanılıyor. Gerçi Modo&Modo her moleskine'nin el yapımı olduğunu vurguluyor. Hata ufak bir deforme'de bile yollayabilirsiniz, size yenisini yollayacaklarmış. Kaliteli defterdir buna rağmen. Moleskine'yi Türkiye'de büyük şehirlerde bir kaç yerde bulursunuz. Yavaş yavaş ama, bir kaç yıl içinde bir çok yerde göreceğimden eminim. Tek eksiği ise fiyat. Geçenler'de Ankara'da Armada'daki Remzi kitapevi'nde görmüştüm. Fiyatlarını sorduğumda ise, küçükleri için(9x14xm) 20-30 ytl arasında demişlerdi. Büyükleri de biraz daha pahalıdır. Ama İnternet'den alma imkanınız varsa, daha ucuza da bulabilirsiniz.

Moleskine4Ve Moleskineler dünyada adeta bir fenomen şekline gelmiştir. Çoğu kişi kitabların I-Pod'u diyor hatta. Yazmayı sevmeyen kişiler bile bu defter sayesinde yazmaya başlıyor. Mesela bu site'de Moleskine hakkında her türlü bilgiyi bulabilirsiniz. Bu site de buna benzer şekilde yürüyor. Moleskine sevenler öyle bir hale geldi ki, fotoğraflarını bile paylaşıyorlar.Flickr'de Moleskinerie adında bir grup var. Burada binlerce kişi Moleskine'lerin fotoğraflarını yayınlıyorlar. Google Groups'da moleskine hakkında konuşan bir topluluk var. Düşüncelerinizi onlarla paylaşabilirisiniz. Ayrıca Moleskine Hack'leri vardır. Bunlar nedir ? Örneğin şurda biri, Moleskine için kalem tutacağı yapmış. Burada ise Moleskinenizi nasıl daha verimli kullanabileceğini anlatmış. Şurada, şurada ve şurada da değişik şeyler var. Google'de Moleskine Hacks diye aratırırsanız, bir sürü site bulabilirsiniz. Moleskine'nin kendi orijinal sitesinde de, bir çok yazarın hikayelerini okuyabilirsiniz. Ayrıca ne gibi Moleskine'ler olduğunu merak ediyorsanız bakmaya değer. Bu site'de Moleskine'yi seven bir blog topluluğu var. Bir çok güzel yazı bulabilirsiniz. Buna benzer türkçe bir de Moleschino.org var.

Her Moleskine'nin anlatacak bir hikayesi var, ya sizin ? Bildikleriniz varsa yorumunuzu esirgemeyin, yazarsanız sevinirim :)

Can you feel me?

Can you feel me?
Diddy can you touch me?
Can you trust me?
Can you love me?
I need you
Rio... talk to 'em ...

Biraz ara…

Sınavlar yaklaştı ve bu yüzden onlara çalışıyorum. Son zamanlar bu yüzden yazmak için zamanım olmuyor. Bir şeyler buluyorum, yazayım diyorum, ama sonra yine vazgeçiyorum. Su sınavlar bir bitsin hele, çok güzel olacak. Şimdilik böyle malesef ...

Son 60 yılın kahramanlarından - Linus Torvalds

LinusLinux'un kurucusu Linus Torvalds, Time Gazetesi'nin Avrupa sürümünde yayımlanan Son 60 Yılın kahramanlarından biri oldu.Kendisi "İsyancı ve Lider" kategorisine layik görüldü. İlk olarak 1991 bu fikri ortaya atmıştı. Zamanında hiç bir şey gibi gözüken bu proje, sonradan sonraya bambaşka bir hal aldı. Şimdilerde Süper bilgisayarlardan, küçük cep telefonlarına kadar her alanda Linux'ün etkisini görüyoruz. Hiç kimseyi aldırmadan yolundan giden, ve onun gibi düşünen gönüllüler ile büyük bir başarıyı hak etmiştir.

10 kasım’da gözyaşı…

Dolmakalem.org'daki bu yazı hoşuma gitti, sizlerlerle paylaşayım:

Genellikle bu saatlerde iş yerinde olduğum için sadece korna seslerini duyup ne oluyor diye kendi kendime sorardım. 10 kasım olduğunu hatırladığımda Atatürk’ün ruhuna bir Fatiha okurdum.

Bugün sabah televizyonda “Anıtkabir’den canlı yayınımızda görüşmek üzere” anonsunu duyduğumda her zaman ki gibi “ne oluyor ki?” dedim. Halbuki ekrana baksam sağ üst köşedeki Atatürk resmini görüp 10 Kasım olduğunu anlayacağım…

Televizyonun karşına geçip programı seyretmeye başladım. Tam 09:05′te sirenlerin çalmaya başlamasıyla beraber herkes selam duruşuna geçti. Yayını yapan kanal aynı anda Anıtkabiri ve Dolmabahçe Sarayında Atatürk’ün öldüğü odayı gösteriyordu. Yatağın başında selam duran askerin gözlerinden akan yaşı gördüğümde ben de ağlamaya başladım. Usul usul ağlıyordu.

Birisini sevmek onunla sizin aranızdadır. Zaman zaman bunu tüm dünyaya haykırmak istersiniz. Ama onun adının ayaklar altına düşmesini, sevginizin avamlaşıp, alâladeleşmesini istemeyeceğinizden bunu edebe uygun yaparsınız. Yaygara koparmazsınız. İşte bu asker gibi sevginizi gözünüzden düşen bir damla yaşla tüm dünyaya gösterirsiniz.

Tabi şimdi tartışmalar olabilir. Asker ve erkek adam ağlar mı? Herkes sevdiğinin ardından ağlar. Bir insan ancak sevdiği için canını gözü kapalı verir. Bir asker vatanı için onu kuranlar için ağlayamıyorsa nasıl canını verir?

Aşk biter

Ask biter... için hüzün doludur. bir yanin bittigini kabul etse de diger yanin, "belki daha yapilacak bir sey vardir" der. öylece durup gözlerinin içine bakarsin. sana yeniden, "gel" demesini beklersin. "ben de senden ayrilamam" demesini beklersin. ama o söz hiç çikmaz agzindan, duyamazsin. gururlusundur, istenmedigin yerde durmazsin.Agzindan, "evet, bence de bitmeliydi bu ask" sözcükleri çikar ama buna sen bile inanmazsin. gururun sana oyun oynamaya baslar. önce, "belki biraz zaman vermeliyiz birbirimize" diyerek gururunu ucundan kösesinden yemeye baslarsin. öyle bir an gelir ki, "ne olur ayrilmayalim" demeye kadar vardirirsin. bu sözleri nasil söyledigine inanamazsin. onun sicakligini hiç kimsede bulamayacagini bilirsin. kimse onun gibi gülemez, kimse onun gibi dokunamaz. kimseyi onun kadar sevemezsin. bunlar içini sikar. nefes alamaz hale gelirsin. ne geceler gecedir, ne uykular uyku. artik birkaç dakika huzurlu uykuya hasretsindir. uyuyamazsin. ondan gelecek bir tek haberi umutsuzca beklersin. telefonun yaninda kaç gece sabahladigini hatirlayamazsin. beklemek ölüm gibi gelir insana. hayat devam ediyordur ama bir sey hep yarim, hep eksiktir. yüregin asla eskisi gibi atmayacaktir. baska asklar seni kandiramayacaktir. kiminle beraber olursan ol, onu her zaman hatirlayacaksindir. yillar sonra bile olsa bir gün sana, "gel" dese nerede ve kiminle olduguna bakmadan ona kosacaksindir. kahredici bir gerçektir bu. bunu bilmek çok daha aci vericidir. katlanirsin çünkü aci senin kardesindir. o kimbilir kiminle, hangi mutlu hayatin içinde yeni askinin tadini çikarmaktadir. bunu da bilirsin. bilirsin ama...

Yazan: darnglove

Next Page »