Belgelik: Temmuz, 2007

Bebeğim Öldü

under_the_rain_by_machika010.jpg2005 yılında çıkan Romantizma adlı albümün en güzel parçalarından biri. Sagopa Kajmer’in çoğu parçaları gibi bu parçanın da sözleri mükemmel ötesi. Seviyorum bu şarkıyı, tıpkı diğer Sagopa Kajmer parçaları gibi. Buyrun sözler:

Hayatımın gerçek öykülerine ayrılan bir filmin sound track indeyim.
Bir yazar mıyım ? yoksa tek şiirlik şair mi ?
Notumu verdi hocalarım , nasihat koydum cebime ve zorda kalana dek çıkarmadım.
Ve ben bozuk paraydım anlaşılmadan ciklet oldum.
Ve ben bütündüm yarımı sevgilimde bırakıp yarımı sokğa attım.
Canımı yolda buldum , canıma teslim ettim, canına okudu.
RAP canımsın!Canıma okudun canıma kastın.
İçimde saklı bir kaçak çocuk korku dolu bakışlarıyla gizlenirken iz bırakmış anılarıyla sevgili.
Mutluluktan ağlak olmak artık bir seferlik bana da mahsus.
Anlamak kolaysa bak bi gözümün içine.
Yer mi lan velet ? Sekiz senemle ben dışlatım kimsecikler yoktu mikrofonumu buldum.
İçimi döktüm.
Zihnimin derinlerinde yaptığım kazılarda onca yılın çöpleri yatılı.
Onların içinde binlerce ölümsüzlük ölümü ölmüş.
Kaybettiğim gülücüğü gül demeti halinde koymuşlar oysaki suratıma.
Gömülü parmak izlerin omuzlarımda.
Gözlerimde bir filmsin.Göz çukurlarımda uyuyakalmış bir bebeksin.
Bende ninniyim uyu.

Okumaya devam edin »

Openmoko’nun bize getirdiği olağanüstü avantajlar

neo.jpgOpenmoko‘yu bilmeyenler için ilk önce tanıtayım. Openmoko tamamen açık olan, GNU/Linux alttabanına sahip bir platform. Buna da NEO adında dokunmatik ekrana sahip güzel bir telefon. En önemli özelliği ise açık olması ve geliştiriciler için çok güzel imkanlar sunmasıdır. Bu benim ne işime yarayacak diyenler var ise, ne gibi avantajı olduğunu şu şekilde anlatayım.

Bildiğiniz gibi 3 hafta önce iPhone adında bir telefon çıktı. Her ne kadar tüketici aşıkları bu telefonu yüzyılın telefonu olarak ilan etseler bile, hadinden fazla ekisklikleri vardır. Bunları şimdi saymaya başlamak istemiyorum bunun yerine Ethem Tolga’nın yazdığı “iPhone’daki eksiklikler” yazısına bakabilirsiniz. Fakat en önemli noktayı kaçırmayalım, iPhone’nun en kötü ve en berbat yani kapalı bir sistem olmasıdır. Hiç bir işe yaramayan kapalı bir sistem. Ne bir şey geliştirilebiliyor, ne de herhangi bir değişiklik yapılabiliyor. Eliniz kolunuz bağlı. Çök kötü bir duygu olsa gerek. #!/bin/blog’da bu konuya değinmişti.

İşte tam bu anda Openmoko devreye giriyor. Neo adındaki bu telefon açık kaynak kodlu bir sistem. Hem de tam alasından. Nasıl mı. Birincisi alet açık bir şekilde satılıyor. Öyle herhangi bir servis sağlayıcısına bağlılık yok. Aylık ödeme yok. Serbestsiniz yani. Openmoko’nun tüm parçalara ayrılmış belgesi bile var. Güzel bir dökümana sahip. Hangi parça ne anlama geliyor, ne ne içindir gibi sorular aklınızı karıştırmasın. Çünkü resmi dökümanlar var. Resimlerle beraber herşeyi görebilirsiniz. Bu kadar açık yani. Onun dışında açık bir sistemin de açık bir arayüzü vardır. Openmoko için yeni programlar geliştirilmesi için gerekli tüm yazılım bileşenleri mevcut. Yeni başlayanlar için oluşturulan belgesindeSim kartı nasıl takılır” gibi ibareler yerine, doğrudan nasıl shell bağlantısı oluşturulacağı yazılır.

neo1.jpgGördüğünüz gibi olanaklar o kadar geniş ki. Sınır tanımıyor. Devkit adında bir paket varki, içinde yok yok. Bilgisayar ile Openmoko arasından binbir türlü bağlantı kurabiliyorsunuz. İçindeki işletim sistem de tabi ki yukarıda bahsettiğim gibi GNU/Linux.

Gördüğünüz gibi bu kadar güzel, bu kadar kullanışlı, bu kadar bize avantaj sağlayan başka bir telefon yoktur. Openmoko platformu bu sene çığır atacak bir adımdır. Eminim çok muhteşem işler yapılabilecek bu telefon ile. Programlama becerilerim iyice artıktan sonra böyle bir cihaz almayı düşünüyorum. Hem okuduğum mesleğim’e uygun(Elektrik-Elektronik Müh.), hem de ilgi alanıma uyuyor. İleride edindiğim bilgiler ile de daha değişik şeyler yapmam mümkün olacaktır. Tek dejavantajı henüz alpha aşamasında olup, tüm şeyler rayına oturmamış olmasıdır. En az 1 sene daha geçmesi lazım tahminen.

Hayat bazen garip olabiliyor

Şimdi anlatacağım, çoğu zaman anlam veremediğim ve sıkca karşılaştığım bir şey. Anlatacağım şey yaşadığım bir takım şeyler. Inanın dünyanın daha doğrusu hayatın ne kadar kısa ve küçük olduğunu gösteriyor. Başlayayım:

  1. 135px-sg1stargate.jpgAlmanya’dayken her çarşamba saat 20.15′de Stargate dizisini izlerdim. Bu dizi RTL 2 adından bir kanalda yayınlanırdı, ve kurgusu itibariyle benim çok hoşuma gittiği için tüm bölümlerini takip eder oldum. Yıl 1997-1998 olması gerekiyor. Çünkü Stargate’nin ilk sezonu o yıllarda yayınlanıyordu. Git gel zaman zaman tüm bölümleri izlemeye başlamıştım. Aradan yıllar geçti ve ben 2002′de Türkiye’ye geldim. Gelmemle beraber artık Stargate’i izleyemez oldum. En son 4′üncü sezon’a kadar gelmiştim ve 5′inci sezonun da bir kaç bölümü. Türkiye’ye geldiğimde ise izleyemediğim için ilk başlarda çok üzülmüştüm. Aradan yıllar geçti ve ben tüm Stargate bölümlerini toplamaya başladım. Hepsini teker teker izlemek istemiştim çünkü. Çünkü bu bilim-kurgu dizisi benim en çok sevdiğim diziydi. Kesinlikle izlemek istiyordum. Hikayeninin bu kısmı buraya kadar.
  2. 1547013499_m.jpg
    Yıl 2005′de Hacettepe Üniversitesinde Ingilizce hazırlığa başladım. Bir sene hazırlıktan sonra bölümüme geçecektim. Tabi hazırlık olunca insan da değişik şeyler yapmak istiyor. Ben de okuldaki Capoeira Topluluğuna başvurdum ve düzenli olarak gittim. Çok sevmiştim. 2006′da ise Kuşak töreni vardı. Batizado diye adlandıralan bu Kuşak Töreninde, her öğrenci ustasına karşı çıkar ve RODO denen çemberde birbirileriyle kapışır. Haliyle ben de katıldım. Hacettepe Capoeira Topluluğu, dünyaca ünlü tanılan Axe Capoeira grubuna bağlı bir topluluk. Türkiye’deki kolu da bizim üniversitedeki topluluktu. Bizim ustamız da Mestre Barrao idi. Yani Axe Capoeria‘nın kurucusu ve lideri. Bu kuşak töreninde ona karşı çıkmıştım. Hatta beraber fotoğraf da çektik. Bana karşı tabi tüm gücünü göstermedi. Sonunda kuşağımı almıştım haliyle. Bu hikaye de buraya kadar

Şimdi yukarıda hayatımdan iki tane parça anlattım. İkisini nasıl bağlıyacağımı şimdi söyleyeceğim.Yukarıda da bahsettiğim gibi Stargate dizilerini toplamaya başardım sonunda. Ben de yaz ayının gelmesiyle beraber bunları izlemeye başladım. Şu an 5 sezon’un 18′inci bölümüne geldim. Şimdi gelelim buradaki dönüm noktasına. Sezon 5, 18′inci bölümde benim ustam, yani Mestre Barrao‘nun dizide bir rolü vardı. Görünce gözlerime inanamadım. Şu dünyada sevdiğim en güzel dizi’de benim 1 sene önceki ustamı görür oldum. Bu bana çok ilginç geldi. Görünce cidden insan şok oluyor.

Düşünüyorum da, Almanya’da başlayan bu dizi merakı, ardından hiç unutmayıp yıllardır bu dizinin bölümlerini toplamam, ardından Ankara’da Capoeria Topluluğuna katılmam, oradaki bir insanla(Mestre Barrao) tanışmam ve ona karşı dövüşmem, ardından bu insanı da en sevdiğim dizi’de görebilmem. Hayat bazen garip olabiliyor.

Evrendeki tüm bilgiler PI sayısında saklıdır

Hafif’de okuduğum bir yazı gerçekten çok ilginçötesi ve beni şaşkına uğratan bir girdiydi. Kısaca bahsetmek gerekirse, Jeff Tupper adındaki eleman bir formül geliştirir.

tuppersformula.png

n yerine aşağıdaki sayı alınırsa

960939379918958884971672962127852754715004339660129306651
505519271702802395266424689642842174350718121267153782770
623355993237280874144307891325963941337723487857735749823
926629715517173716995165232890538221612403238855866184013
235585136048828693337902491454229288667081096184496091705
183454067827731551705405381627380967602565625016981482083
418783163849115590225610003652351370343874461848378737238
198224849863465033159410054974700593138339226497249461751
545728366702369745461014655997933798537483143786841806593
422227898388722980000748404719

ve sonuçu da bitmap formatına saklanınca formülün kendisi ortaya çıkıyor(Daha fazla bilgi için Hafif.org sitesindeki yazıya bakın). Yani yapı olarak, aynen kendisi çıkıyor:

tuppersformula.gif

Şimdi ilk gördüğümde şok olmuştum. Muhtemelen sizler de şimdi şaşırmışınızdır. Aklıma ilk gelen şunlardı. Ne biçim formülse İngilizce,Latince bile biliyor. Mod kelimesi ortaya çıkıyor. x y gibi harfleri de biliyor, sayıları da biliyor. Parantezleri de biliyor, küçük büyük işaretlerini de biliyor, hatta virgülü de biliyor. Ayrıca ortaya çıkan bu grafik de bitmap formatında. Jpeg değil, pmg değil, png değil, gif değil… Çok ilginç. Hal böyle olunca olaya biraz kuşkuyla yaklaştım, ta ki aklıma başka bir şey gelene kadar.

Bir takim bilim adamlarına göre, PI sayısının sonsuzluğunda tüm evrenin bilgileri saklı olduklarını söylüyorlar(Galiba bir filmi bile var). Bulunmuş, bulunmamış her şey Pi sayısının içinde bulmamız mümkün imiş. Örneğin daha icat edilmemiş bir teknolojinin planları PI sayısında saklıdır, hatta geleceğin kendisi, geçmişte yaşanan tüm olayların da PI sayısında saklı olduğunu söylüyorlar. Tabi bu sadece benim bir yerden ya da bir kişiden duyduğum bir bilgi. Nasıl ve nerede öğrendiğimi de bilmiyorum, sadece biliyorum.

Şimdi yukarıdaki formülün çıkardığı sonuçu düşünür olursak, aynen PI sayısı gibi bir olay ortaya çıkıyor. Belki de bu formül yukarıdaki uzun sayıda kendisini saklıyordur. PI sayısında tüm bilgilerin saklandığı teorisine inanıp inanamak elbette tartışılır, fakat yukarıdaki resimleri görünce, neden olmasın. Acaba bu formül, PI sayısı teorisini destekliyor mu ? Tüm bilgiler PI sayısında saklı mıdır ? Kim bilir.

Compiz Fusion’un harika görüntüleri

Beryl ve Compiz birleşerek Compiz Fusion oldu. Aşağıdaki görüntü ise projenin son hallerinden biri. Bildirgeç’te gördüm. Gerçekten harika ötesi bir şey. Linux’ün masaüstü alanı bu kadar geliştiğini görünce insan ister istmez seviniyor. Adam gibi ekran kartım olsaydı kesin denemek isterdim. Anında video görüntüleri bile var. Yani tab tuşu ile pencereler arasında geçiş yaparken bile film’i tab şeridinde oynadığını görebiliyorsunuz. Mükemmel olmuş. Buyrun izleyin:

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=_ImW0-MgR8I[/youtube]

CUPS, Apple tarafından satın alındı. Birileri KHTML’i hatırladı mı ?

Bugün Pro-Linux’da gördüm bu haberi. Anlaşılan CUPS artık tamamen Apple’e ait. CUPS‘ın kendisi Apple ait, fakat lisansı ve uygulamanını kendisi yine hala aynı. Şimdi herşey doğru düzgün gözüküyor, fakat hatırlarsanız zamanında Apple KHTML‘i alıp(satın alma değil), onu geliştirip Webkit adında yeni bir render çıkartmışlardı. Şuan Safari’nin kullandığı altyapı. Her ne kadar KHTML LPGL olsa bile, Apple zorunluluk olduğu için uyuyor bu anlaşmaya. Yapması gereken gibi yapmıyor, ve kendi bildiğine gidiyor. Tahminen aynısı Cups için de olacak. Yakında tamamen kaybolur ortadan, ve yerine yeni bir fork çıkar. Haber’e göre ana geliştiricisi Şubat 2007‘den beri Cups ile alakası olmayan şeyler ile uğraşıyormuş. Apple bu, belli olmaz ne yapıp ne yapmayacakları.

Sonraki Sayfa »