Belgelik: October, 2007

Google ve Cumhuriyet Bayramı

Cumhuriyetimizin 84'üncü yılı hepimiz için kutlu olsun. Yurdun dört bir yanında herkes bu günü coşkuyla kutlayacaklrına eminim. Özellikle son doğu olaylarından sonra. Bu özel günü Google da has bir Logo(Doodle) ile süslemiş.

tr_republic07.gif

Pagerank güncellemesi sonrası hüsrana uğrayanlar

Bir Pagerank güncellemesi oldu yer yerinden oynadı. Oky'den öğrendiğim kadarıyla, uzun zaman önce konuşulan Vikipedi.com PR 1 oluvermiş(Hakketiğini değer yani, öyle dedikleri gibi PR 7 değil, zamanında çok kişi bunu anlatmak istedi de anlamak istemişlerdi). Eda Suner'in kişisel sitesi PR 2 oluvermiş. Nahnu, Yakuter gibi siteler aynı yerinde duruyor yani PR 5, Onun dışında Zoque gibi kaliteli bir forum da 6'dan 3'e düşüvermiş. Youtube PR 3 oluvermiş. Almanca kaliteli haber sitelerinden Golem.de, Zeit.de, hatta alman Chip.de hepsinin PR'si 4 oluvermiş. Bize gelirsek, gördüğüm kadarıyla Arslanlar Şehri PR 2'den PR 4'e yükselmiş. Mürekkep.Org ise aynı yerinde duruyor, yani PR 4. Yanlış da olabilir tam bilmiyorum. Youtube gibi siteler yine eski haline geri dönecektir. Dönecek diyorum çünkü PR 7-8'li çoğu siteye on basar. Büyük ihtimalle bir yanlışlık olmuştur.

Tabi bence Google bazı kaliteli siteleri yine öyle birden düşürmeyecektir. Şüphesiz arayan yine aradığını bulacaktır. Fakat burada önemli bir nokta var. Google artık Link satıcılarını açık açık uyarıyor. Golem.de ve Zeit'de gibi siteler bu yüzden bu hale geldiler. Parayla Link satan hemen hemen tüm sitelerin Pagerank'i düşmüş bulunmakta. Zeit.de şimdiden Text linkleri kaldırmış gözüküyor. Tahminen diğer siteler de bunu takip edecekler. Bu açık bir uyarıydı, ayağınızı denk alın, öyle PR değerinizi bir şey sanıp link satmaya kalkışmayın, yoksa benim dünyamda var olamazsınız ... gibi şeyler demek istiyor. Çok da iyi yaptı bence, çünkü o siteye ait olmayan, ama parayla orada durduğu için gereksiz bir kirlenme vardı. Google çalışanı Matt Cuts bundan uzun zaman önce zaten bunun böyle olacağını söylüyordu. Bunun dışında Search Engine Land'ın hazırladığı kapsamlı bir yazı var bu son olaylar ve para ile satılan linkler hakkında. Okumanızı tavsiye ederim.

Tarihi sevdiren adam: İlber Ortaylı

ilberortayli.jpgBu aralar biraz Tarih'e merak saldım ve bir kaç kitap aldım. İlber Ortaylı'nın "Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek" serisini ve Yakup Kadri'nin Ankara romanını(Bu romanı da Tarih hocamız tavsiye etti). Hal böyle olunca daha önce gördüğüm ve Tv'de bolca izlediğim İlber Ortaylı hocamız hakkında daha fazla araştırma yaptım. Kimin nesidir, nedir, ne yapar ? İnternet'de bolca kaynak var tabi burada bu bilgilerle sizleri boğamayacağım. Fakat kitaplarında gerçekten ilgi çekici ve değişik bakış açıları var.

Örneğin Dolmabahçe sarayın yapılmasını hiç öyle ek bir masraf ve israf olarak görmüyor. Hatta Dolmabahçe sarayının diğer dünya sarayların yanında pek bir sönük kaldığını söylüyor. Hakkaten de öyle. Nitekim Avrupa'daki ve Rusya'daki büyük saraylar burada asla olmamıştır.Çünkü belli bir protokol adabı var, ve Topkapayı Sarayı'da bu protokol adabına hiç uygun olmayan bir mimariye sahip. Kitabın diğer serilerini okurken neden bunun böyle olduğunu da anladım. O konulara da detaylı bir biçimde giriyor. Bunların dışında Lale devrini şu cümlelerle anlatıyor ve tamamen farklı bir yorum getiriyor olaya:

"Şu kadarını da unutmayalım; biz lâle devrindeyiz. insanlar, zengininden fakirine, ilmiye sınıfını en seçkin insanlarından, ebu ishakzâde'lerden tutunuz kayıkçıklara, kasapalara kadar lale soğanı yetiştiriyorlar, yeni lale türleri ortaya çıkıyorlar. lale istanbul’da bir moda haline gelmiş. o kadar ki tezkire-i şükûfeciyân bizim tarihimizde lale yetiştiricilerin biyografilerini ihtiva eder. bu eşsiz kaynağı okuduğunuz zaman göreceksiniz ki, türk cemiyeti 18. yüzyılda ayrı bir tarzın içine girmiştir. bilhassa bizim okul tarih derslerinde bir israf, bir lüzumsuzluk olarak addedilen ve ardından kanlı ve cahil bir isyanı davet ettiği için âdeta suçlanan lâle devri, bir medeniyetin açılması ve gelişmesi için âdeta lüzumlu bir üslup değişikliğidir."

Tarihi anlatırken bilgiyi çok iyi bir şekilde sentezliyor. Bilgili olduğu için de hiç bir zaman lafını esirgemez ve hoşlanmadığı ya da yanlış bulduğu herşeyi hiç utanmadan söyler. Velakin Milliyet'deki bir yazıda Orhan Pamuk'a ithafen tabiri caizce iyi bir ayar veriyor:

Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk bir kitabında şöyle bir cümle yazmış:

"İmam ikindi namazı saatinde caminin balkonuna çıkarak ikindi ezanını okudu."

Profesör İlber Ortaylı bu tek cümleyi analiz ediyor:

"Bir kere namazın saati olmaz, vakti olur. Saat ayrı, vakit ayrı bir kavramdır. Camilerde balkon yoktur, minarenin şerefesi vardır. Ezanı da imam okumaz, müezzin okur, o da şerefeye çıkmaz, içeriden okur. Bu örnekle de sabittir ki kişiler kendi içinden çıktıkları toplumu bilmeden bir şeyler yapmaya çalıştıklarında doğru şeyler yapmazlar, yapamazlar."

Gördüğünüz gibi gerçekten her konuda bir bildiği var. Zaten kendisi de meşhur Halil İnalcik hocamızın öğrenciymiş zamanında. İlber Ortaylı hakkında daha fazla bilgi için ekşisözlük sayfasına bakabilirsiniz veya da Vikipedi sayfasına bakabilirsiniz. Olmadı Google'a bakınız.

(Not: Yukarıdaki Lale devri ve Orhan Pamuk alıntıları ekşisözlükten alıntdır, Lale devri alıntısı aynı anda da Osmanlı'yı yeniden keşfetmek adlı kitabının da bir parçasıdır S.58-59 )

Bir banka hesabı kapatma hikayesi(Garanti)

garanti.jpgCuma günlerim boş olduğundan ve vize haftasının da yaklaşmasıyla beraber kendimi Ankara göbeğinde buldum iki gün önce. Yapmam gereken işler vardı, kitap almak gibi. Kitap almadan önce dedim ki uzun zamandır kapatmak isteyip de bir türlü zaman bulamadığım şu kapatma işini de halledeyim. Python kitabı almak için Garanti Bankasından vadesiz bir hesap açtırıp içine de biraz para koymuştum. Açtırırken birde mecburi 30 ytl'lik bir sigorta yapmışlardı zamanında. Bunu neden anlatıyorsun diyenlere, sonra değineceğim bu noktaya.

Kapatmak istedim çünkü bana pahalı geldi. Yani 30 ytl + 46 ytl yıllık havaya harcamak istemedim. Ha karşılığında gündelik bir kullanımım olsa tamam derdim, çünkü Garanti'nin hizmetleri gerçekten çok güzel. Ona diyecek bir şeyim yok. Her neyse gelelim şu bizim kapatma olayına.

Hesabımı Kızılay'daki şube'den açtırdığım için oraya gitmem gerekiyordu, bizim buradaki boş ve işlevsiz Garanti Şubelerinden kapatmam olmuyormuş teknik sebeblerden dolayı. Neyse bilmiyorum tabi bu teknik sebebleri. Girdik Kızılay şubesine, bir numara aldım ve bekledim biraz. Ardınan sıram geldi ve dedim ki kapatmak istiyorum hesabımı. Tamam dedi hanımefendi, içinde biraz para var, onu size vereyim sonra şu kenardaki masaların birinden kapatmanız gerekiyor dediler. Tamam dedim. İçindeki parayı aldım ve boş olan masalardan birine oturdum

Bu sefer yine aynı şeyi söyledim, dedim ki kapatmak istiyorum. Tamam dedi sorun değil. Sonra bir iki işlem sonra hanımefendi şunları söyledi "Fatih bey, hesabınızda 0.05 YTL kalmış ve Sanal Kart'ınızda da 0.05 YTL borcunu var, bunu kapatmanız lazım. Yoksa Sanal kartınızı kapatmanız mümkün olmayacaktır". Dedim allah allah, 5 kuruş nasıl kalır hesapta, birde 5 kuruş da sanal kartımda nasıl borç olur. Tamam dedim, gülerek cüzdanımı çıkartarak, hanımefendiye 5 kuruş verip olayını biteceğini umuyordum. Tabi istenildiği gibi olmadı. Hanımefendi: "Yok böyle olmaz, internet bankacılığı aracıyla hesabınızdaki 5 kuruşu sanal kartınıza aktarmanız gerekiyor efendim" dedi. Ha şöyle daha güzel, o zaman işim bitti herhalde dedim, yapın da hemen gidecem dedim. Ama şu cümleler beni orada bitirdi resmen: "Yok ben yapmam imkansız, internet'den girip kendiniz yapmanız lazım".

La havle vela kuvette.
Şimdi benim işim gücüm yok 5 kuruş için internete girip bu işlemlerimi mi yapmam gerekiyor. Hayır şimdi 1 dk'ımı bile almaz, ama ben Kızılayın ortasyındayım, hem internet şifrem de yanımda yok, uzun bir şey olduğu için bilgisayarımda dedim. Tabi karşımdaki inat mı inat. Yok diyor, yapmamız mümkün değil.

Neyse ben'de şifre mifre yok ama en azından Garanti Bankasının önündeki internet terminalerin birinden deniyeyim dedim. Giriverdim, müşteri no'yu girdim, parolayı girdim(bu aklımdaydı). Ardından vasat bir resim ile güvenirliğimi ölçüp, şifre isteme bölümüne girdim. Orada da "şifremi unuttum" kısmı vardı. Tabi sevindim, çünkü amacım bir an şu 5 kuruşluk işi halledip yoluma devam etmekti. Tıkladım oraya, ve annemin kızlık soyadını ilk ve son harfini istediler. Onlara girdikten sonra Turkcell hattıma şifre yollanacaktı. Fakat cep telefonumda Avea hattım takılıydı. Allah dedim, inşallah cüzdanımdadır dedim, şöyle herkesin ortasında cüzdanımda sim-kart arıyorum. Buluverdim, zar zor çıkardım ve taktım Turkcell'i. Ardından şifreyi gönderdim kendime. Yolladıktan sonra bir daha giriş yaptım, bana gönderilen şifreyi girdim, ve baktım ki Parolamı değiştirmişler, ve 3 dk içinde parolayı yazmam gerekiyor. O sırada kağıt kaleminiz yoksa yanınızda yandınız çünkü salak pencere kendiliğinden 3 dk sonra kapanıyor. Allahtan cep telefonu vardı da yazıverdim.

Sonunda hesabıma girdim, ve vadesiz hesabımdaki 5 kuruşu sanal kartıma aktardım. Bu arada bir 30-45 dk bu 5 kuruşluk işe gitti. Bunların ardından tekrar hanımefendinin yanına gittim, dedim 5 kuruşu aktardım sanal kartıma. Tamam dedi, biraz bekledim sonra bekledi bekledi şunları söyledi: "Fatih bey üzerinizde bir sigorta olduğu gözüküyor. Yenilenmiş onu da kapatmamız lazım". Nasıl yenilendi ? Hani şu ilk başta zoraki 30 ytl'lik sigorta var ya, işte o sigorta benden habersiz kendi kendini yenilemiş. Dedim benim haberim yok, kimseye de uzatsın diye talimat vermedim dedim. Hanımefendi de, vermenize gerek yok, sizi yormamak için biz sizin yapıyoruz gibi, içi boş laflar söyledi. Sonra dilekce yazdım kapatmak için verdim. En sonunda tam bitecek sanıyordum ki, bana Sanal kartı haricinde hepsini kapatıldığını söyledi. Sanal kartı da ben iptal edecekmişim internet aracılıyla. Tamam dedim yaparım. Ayrıldım oradan.

Bugün giriyorum evden Garanti.com.tr'ye. Kapatmak istiyorum. Sanal kart bilgileri gözüküyor, ama kart kapatmak için hiç bir buton yok. Oysaki yan menüden kolayca kart oluşturabiliyorum. Sanal kart yardım menüsüne giriyorum, Garanti'den şu sözler yazıyor:

Sanal Kartınızı 444 0 333 Alo Garanti'yi arayarak iptal ettirebilirsiniz.

Garanti sen bizim herşeyimizsin.

Ramazan Bayramı yerine Şeker Bayramı diyenler

Son 1 ay içinde Ramazan Ayı içinde bulunmuştuk. Çoğumuz oruç tuttu, kendince ibadetini yaptı. Yapana da yapmayana da saygım var, zaten benim değil herkesin kendinedir dini. Velakin, insanların gelip de, Ramazan Ay'ından hemen sonra olan 3 günlük Ramazan Bayram''ına Şeker Bayramı demelerini idrak edemiyorum. Sinir oluyorum. Şeker Bayramı diye bir şey yoktur, kim nasıl nerden çıkardı anlamıyorum, ama şu an bulunduğumuz bayramın adı Ramazan Bayramı'dır. Nokta.

Birileri nasıl gidip Kurban Bayram'ına Et bayramı demiyorsa, Ramazan Bayramında da bu denilmemesi gerekiyor. Çoçukların gönlünü hoş tutmak için verilen ikramlar yüzünde Şeker denilmeyecği gibi. Bayramın adı neyse onu taşımalıdır. Başka bir isim takarak özüne hakaret etmenin lüzmü yok. Ben Ahmet'e Mehmet demediğim gibi veya da Fadime'ye Emine demediğim gibi. Duyarlı olalım bu konuda.

Google Şehri hakkında sizlerin fikirlerinizi bekliyorum

Vakti zamanında bir Google Şehri maceram vardı. 1.5 ay boyunca güzel bir içerik sağladıktan sonra, ani bir kararla kapatmıştım. Hâlâ da Feedburner'de 60 küsü abonesi var. Malum kararımın sebebi zamanımdı. Zamanım yetmiyordu, ve geleceğe yönelik bir içerik sağlamıyordu(ben öyle düşünüyordum).

Fakat inanın hala içimde bir şeyler var bu konuda ve bu sefer farklı bir konsept ile tekrar yazayım diyorum. Bu sefer sizlerin de fikirlerinizi merak ediyorum. Düşündüğüm iş şu şekilde:

Google Şehrindeki gibi uzun ve kapsamlı haberler yerine bu sefer kısa, bol referanslı yazılar olacak. Elbette Türkçe. Fakat hani uzun değil de "Google şöyle bir şey çıkartmış, amacı da şuymuş, böyle şeyler yapabilirsiniz, vs ..." gibi şeyler. 3-4 cümlelik ve ya da duruma bağlı az veya çok cümleler. Bu sefer biraz Twitter, Jaiku destekli de olacak. Blogger destekli olacak, resimler için Picasa kullanılacak, vs ...

Sizce buna değer mi ? Değer diyorsanız, okunur diyorsanız o zaman tekrar başlayacağım. Çünkü her gün haberleri takip eder ve Google'un yaptıklarını ilgilyle takip ederim. Bu yüzden kısa haberler şeklinde olursa hiç yorulmam, ayrıca zamanım da olur.

Ne dersiniz ?

Next Page »