Belgelik: Ocak, 2008

Açık kaynak yazılım ile para kazanabilir miyim?

Bu soruyu soran ben değilim, Slashdot’a bir yazının başlığı aslında. Okuduğum yazılarda paylaştım bu yazıyı. İçlerinde bir tane yorum şu şekildeydi:


So let me tell you something that happened to me. I had, in one of my classes, built an interface to GOCR (not Jack Black’s band but the Gnu Optical Character Recognition project). This was a while ago. It was in C and it was shitty. I mean really shitty. I didn’t even open source it. The teacher liked it though, maybe she still uses it, I don’t know. Whoop de doo, right? I made a GUI to a command line tool.

Fast forward 2 years. I’m out of college and it’s a bad market for developers. I show up for an interview with a company I had no idea was even into software. I show up in khakis and a button down shirt. Everyone else is in double breasted suits. I figure I’m screwed. But when I get into the interview, we started talking about open source and–wouldn’t you know it–GOCR! The woman who interviewed me had used it on a project and started complaining about the command line. So I told her what I had done and talked about the algorithms and how it recognizes characters. I told her why my interface was so crappy. I got the job and I’ve been working there three years–they even allow me to do crazy research stuff at work!

Did I directly make money working on open source? No. But I think I got the job just on that conversation. I kinda wished I had checked in that interface as I’m sure it’s lost somewhere on the university network now. What if she had actually used it?

Aklınıza bu gibi sorular geliyorsa, Slashdot’daki yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Değişik bilgiler öğrenebilirsiniz.

Asus EEE Pc hakkındaki düşüncelerim

Asus EEE son zamanların en çok konuşulan konularından biri. Neden bu kadar çok konuşuldu diyeceksiniz şimdi? Bunun bir çok nedenleri var. En önemli kısımı bence fiyatı ve ve taşınabirliği. Bana göre taşınabirliği çok daha önemli. 7 inclik bir makine gerçekten mobil anlamda anlamlı bir alettir. Şu ana kadar kullandığımız dizüstü’lerin çoğu gerçek anlamda taşınabirlikten çok uzak nesnelerdir, ama işte bize taşınabilir diye yutturdular o başka bir şey.

1.jpgAsus ne yaptı peki ? Dedi ki aslında siz yanılıyorsunuz, öyle 1-2 kg yanında taşımak taşınabirlik değildir, görün ben ne yapacam, hem sizin Windows’unuza da gerek kalmadan hem de çok uygun bir fiyata diyerekten Asus EEE Pc‘yi çıkartı. Çoğunun burada bahsetmediği(çoğu derken yabancı sitelerdeki bazı kişiler) şey ise üzerindeki işletim sistemin getirdiği avantajlardır. Herkes ilk başta şaşırdı nasıl olur da bu kadar ucuz bir şeyi hem böyle küçük bir aleti bu şekilde satabilirler diye? Zihirli kelime tabi ki Linux!

Asus EEE Pc‘nin getirdiği başarının %90′nı bana göre Linux’a borçludur. Eğer piyasa’da istedikleri gibi kurcalayacakları bir işletim sistemi olmasaydı, üstüne üstüne donanımla iyi anlaşamayacak bir işletim sistemi olmasaydı böyle bir aletin çıkması da zorlanırdı. Asus’un ne bir lisans derdi var, ne de para derdi oldu bu konuda. Bünyesinde barındırdığı mühendisleri adam akıllı çalıştırıp iyi bir straji geliştirdi. Şu an üzerinde bulunan çakma Kde arayüzü de bu mühendislerin başarısıdır. Normal bir kullanıcı bunun Linux olup olmadığını hiç bir zaman da anlamayacaktır. Ama o üzerindeki harika programlara bayılacaktır(Amarok gibi…). Aslında o kadar ahım şahım özelliklere sahip olmayan bir bilgisayarın getirdiği performansa bayılacaktır. Daha da önemlisi önümüzdeki aylarda bolca Asus Theme hack, Archlinux on Asus EEE, Ubuntu on Asus EEE, gibi çokca belge bulacağız. Biz insanlar böyle şeylere meraklandığımız için bolca bu belgere bakacağız.

Asus EEE PcNormal bir kullanıcı bu alete bayılacak, diyecek ki “ya üzerindeki o muhteşem müzik oynatıcısı da keşke normal bilgisayarımda olsaydı”. Ardından Linux dünyasına adımını da atmış olacaktır. Bunlar bana göre önemli etkenler. 2008 yılı, sizlere açıkca söyleyeyim Asus EEE’den sonra ve öncesi diye ayrılacak. Bu yıl gerçek anlamda mobil olan aletlerle taşınacağız, ve üstüne üstüne ucuz bir maliteye bunlara sahip olacağız. UMPC‘lerin yılı olacak. Herkes UMPC‘ler tutmayacak, piyasa’ya sürülse bile tutulmayacak dese bile, Asus bunun tam tersini ispatlamıştır. Gerçi Asus EEE tam bir UMPC değil ama ona yakın bir şey.

Asus EEE Pc donanımsal olarak çok iyi bir şey demiyorum, ahım şahım bir şey değil, ama diğer tüm etkenler bu eksiklere gidermeye yetiyor. Bana göre insanlar adam akıllı bir masaüstü sistemi almalı evlerini, adam gibi ekran kartı, adam gibi işlemcisi olan bir bilgisayar. Mobil kısmını da bu gibi aletler giderebilir(ihtiyaçlara göre değişir tabi ki). Bu dediklerim tabi ki benim gibi internet,office,vs … gibi işlerini yapmak isteyenler içindir. Gerçekten düşünün bir, bu alet bence tüm ihtiyaçlarınızı giderebilir. Örneğin okula giderken bunu alıp, raporlarımı kolay bir şekilde bunu üzerinde yazabilir, wifi ile bağlanbilir işlerimi halledebilirim. Ağır işleri ise evimdeki bilgisayarımda yapabilirim(ağır’dan kastım işlemci gücü,vs .) Çok avantajı olduğu kesin.

Bunların dışında sizlerle Asus EEE Pc hakkında okumanızı tavsiye edeceğim bağlantılar var:

  1. Bundan 2 gün önce okuduğum bir yazıyı da okumanızı istiyorum. Bugün Fazlamesai.net’de de aynı yazının paylaşıldığını gördüm(oradaki yorumlar da benim gibi taşınabirliğinin güzelliğinden bahsetmişler). Kısaca yazıda Asus’un piyasayı altına üstüne getirdiği, bir çok firmanın kötülü rüyası olduğu dile getiriliyor.
  2. Onun dışında Ars Technica’nın yazdığı kapsamlı harika bir inceleme yazısı var.
  3. Asus üzerindeki dağıtımı silip kendi sevdiğiniz dağıtımı yükleyebilirsinz, örneğin Archlinux, Gentoo, Debian, Ubuntu gibi …
  4. Son olarak eeeuser.com adında harika bir site var. Yüzlerce Asus EEE Pc’i hack’i bulabilirsiniz. Ne ararsanız var, dokunmatik ekran ekleyenler, wifi b/g yerine wifi n ekleyenler, 3g özelliğini ekleyenler, …

Şifreli Pdf’lerin çıktısını almak

Ellimde bir kaç tane önemli PDF var. Ders çalışırken bilgisayarın başında da çalışamıyorum, en iyisi çıktısını alayım demiştim. Fakat okuduğum PDF “print” olayına karşı korumalıydı. Okunabiliyor ama herhangi bir çıktıya izin vermiyor. Çıktıya izin vermeyen program da bildiğimiz Adobe Reader 8. Neden bilgisayar’a yükledim bunu onu da anlamadım, halbuki Linux dünyasında alternatif çok, hem de daha hızlı Adobe’ye göre.

Şifreli PDF’lerin çıktısını alabilmek için bir kaç yöntem var. En kolayı KPDF ve ya KGhostView yüklemektir. Her ikisi de şifreli PDF’lerin çıktısını alıyor. Fakat KPDF’de ayarlarda DRM ile ilgili bir seçenek var, onu kapatmanız lazım. Evince ile de denedim, fakat onda da çıktı işaretinin üzerine basılmıyor yani çıktı alınamıyor.

Okular yani Kde 4.0′un yeni PDF okuyucusunda da çıktı almak mümkün, fakat onun için de derlerken -DOKULAR_FORCE_DRM=OFF parametresini eklemeniz lazım.

Ayrıca bir başka seçenek, bende çalışmadı fakat sizde olabilir. PDF dosyasını PS’ye çevirip, onu da geri PDF’ye çevirmek olacaktır, o da şu şekilde:

$ pdftops bizim.pdf out.ps
$ pstopdf out.ps out.pdf

Evet hepsi bu kadar, varsa sizin de bildiğiniz başka seçenekler buyrun ekleyin

Video dosyalarınızı sağ tıklayarak 320×240 formatına dönüştürün

Daha önce Thunar için küçük bir “custom action” hazırlamıştım. Eğer bilgisayarınıza tv bağlı ise sağ tıklayarak doğrudan oradan açılmasını sağlıyordu. Buna benzer küçük bir betik daha yazdım. Betik zaten hemen hemen aynı, fakat bu sefer yaptığı iş farklı.

Telefonum için 4gb kart aldım. Artık yeterince yerim de olduğu için izlemek istediğim dizileri telefondan otobüsle git gel yaparken izleyeceğim. Fakat bundan önce filmi hem 320×240 formatına çevirmemiz lazım, hem de altyazı filmin içine gömülmesi lazım. Bunu da daha önceki bir yazımda anlatmıştım. Ben bu betiği biraz daha değiştirdim, ve artık DivX Mobile Player’lerde sorunsuz bir şekilde de çalışıyor(Diğeri için codec yüklenmesi gerekiyordu). DivX Mobile Player uygulumasını cep telefonunuz için ücretsiz olarak resmi sitesinden indirebilirsiniz.

Betiğimiz şu şekilde:

#!/bin/bash

for D in *.[sS][rR][tT] ; do

mencoder -sub “$D” -subcp latin5 -subfont-text-scale 4 -vf scale=320:240 -oac mp3lame -lameopts vbr=0:br=32:mode=1 -ovc xvid -xvidencopts bitrate=256 -ofps 20 -sws 2 -o mobilevideoNEW.avi “$1″

done
exit 0

Betiği convertfilm.sh diye /usr/bin altına kaydedip, chmod +x convertfilm.sh yaparak herhangi bir konsol altından şu şekilde çalıştırılabilir

1
convertfilm film.srt film.avi

Bunun sonucunca mobilvideoNEW adında bir dosya oluşacak. Bu da bizim yeni oluşan filmimiz oluyor. Betiği kafanıza göre düzenleyebilirsiniz tabi. Örneğin -ofps 20 seçeneğini bize frame sayısını ayarlatabiliyor. N95 30′a kadar destekliyor, fakat daha eski telefonlarda bu sorun olabilir, o yüzden onu 15 yapmakta yarar var. Onun dışında mode:1 olan kısımdaki sayı da değiştirilerek stereo(0),jingle-stereo(1) ya da mono(3) yapılabilir. Bitrate kısmı da 256 ideal demiştim daha önceki yazımda, şimdi de öyle. Denemek isteyenler 384 yapıp tekrar deneyebilirler. Filmin kendisi biraz daha yer tutacak ama kalite de artmış olacak. Diğer bilgilerin hepsini “man mencoder” yaparak bulabilirsiniz.

Tabi her zaman konsol açık değildir diye, şu işlemleri de yaparsak tadından yenmez. İlk önce Thunar‘da (Edit > Configure custom actions) tıklayarak boş alanları şu şekilde dolduruyoruz:

Name: Film’i 320×240 formatına dönüştür
Command : /usr/bin/convertfilm %f
Appaearance Conditions
File Pattern : *.avi
Appears if selection contains: Video File

Kaydedelim bu şekilde, dilerseniz de ayrı bir simge ekleyin ki daha güzel dursun menüde. Bundan sonra bir klasör içinde bir film ve altyazı bulunmak şartıyla bir filmin üzerine sağ tıklarsanız şu ibare çıkacaktır:

videthunar.jpg

Tıkladığımız an arka planda mencoder çalışacak, ve video’muzu 320×240 formatına çevirecek ve altyazı da içine gömülecek.