Belgelik: October, 2008

Dropbox ile kişisel Web 2.0 Svn hesabı

Uzun zaman önce duyurulan bu web servisini hepiniz duymuşunuzdur tahminen. Geçenlerde Openbox kullanan birinin yazısını okurken karşıma tekrar çıkmıştı Dropbox. Ben de kurup deniyeyim dedim. Dropbox Amazon’un Web Servislerini altyapısını kullanarak size 2 gb ücretsiz çevrimiçi alan sunuyor. Bu alanı istediğiniz gibi kullanabiliyorsunuz, Box.net‘deki gibi 25 mb dosya sınırı yok yani (aslında bakarsanız Box.net’in ücretli paketleri çok daha kapsamlı fakat ücretli olduğu için Dropbox ile karşılaştırma yapmam doğru olmaz).

Bu web servisini diğerlerinden ayıran en belirgin özellik sürüm kontrol sistemi olması ve 3 ayrı platformda (Linux,Mac,Windows) bu sayede kolayca eş zamanlı güncelleme imkanı bulunmasıdır. Dropbox sistemini kurduktan sonra “home” dizinininde Dropbox adında bir klasör oluşturuyor. Bu klasör, kurulan dropbox daemonu ile daime göz altında ve yapılan değiştermeler kayıt altına tutuluyor. Örneğin içerinize bir tane txt dosyası attınız, adı “.bashrc” olsun. Atar atmaz bu dosya hesabınıza da yükleniyor. 2gb yeri istediğiniz gibi bu kolay yöntem ile doldurabilirsiniz.

Şimdi örneğin tüm ayarlama dosyalarınızı bu dizine attınız. vimrc, bashrc, conkyrc tarzı, sizin için gerekli ve kullandığınız tüm dosyaları atıyorsunuz buraya. Hatta klasörün içinde “dotfiles” adında bir klasör oluşturup onun içine atıp daha derli toplu yapabilirsiniz.

Ardından bu dosyalara birer symbolic link atayabilirsiniz, örneğin vim için:

$ ln -s Dropbox/dotfiles/.vimrc .vimrc

Şimdi bu ne demek bizim için, bundan sonra .vimrc’de yaptığınız tüm değişiklikler otomatik olarak Dropbox hesabınıza iletilecek. Bunun en güzel yanı ise farklı bir bilgisayara ya da platforma geçtiğinizde olacak. Başka bir dağıtıma geçtiğinize tek yapmanız gereken dropboxu kurmak, ve gereken bağlantıları oluşturmak. Vimrc her zaman sunucuda kalacak ve kaybolma gibi durumlarda yaşanmayacak(bana çok olmuştu). Bunun dışında sürüm kontrol sistemi olduğundan yaptığınız değişikleri her zaman geri getirebilirsiniz.

Dropbox

Svn, git tarzı sistemleri kullanan kullanıcılar zaten bu tarz sistemleri çok iyi biliyorlardır. Dropbox’un yaptığı ise bu sistemleri Web 2.0 havası katarak son kullanıcıya sunmaktır. Gayet güzel de işliyor bence. Eksik yanları ise, kurulan dropbox daemon’un kapalı kaynak olması ve bilgilerinizin yabancı bir sunucuda saklanıyor olmasıdır. Bunları benim için sorun değil diyorsanız gayet keyifle kullanabileceğinzi bir servistir kendisi. Son olarak Dropbux’u kurmak için forumlarındaki dropbox daemon paketini home dizinine açıp, oradan ./dropbox-dist/dropboxd dosyasını çalıştırmak yeterlidir. İlla nautilus kullanmak gerekmiyor yani.

Daha fazla bilgi için hazırladıkları video’yu izleyebilirsiniz.

Gillette Fusion Power ile sörf yapmak

Evet Gillette Fenomen Blogger projesin kapsamında ilk tıraş deneyimim yazıyorum. Belirteyim ilk ki ilk defa böyle bir kampanya’ya dahil oluyorum ve tüm bu olanlar benim için çok ilgi çekici. Bir sonraki adımda ne olacak hiç bilemiyorum. Sürpriz üzerine sürpriz yapıyorlar.

Hayatımda hiç sörf yapmadım. Bildiğimiz İnternet sörfü değil, okyanus dalgaların arasında sörf tahtası ile sörf etmekten bahsediyorum. Hırçın dalgalar arasında özgürce kaymak ve tamamen doğanın o güzelliği ile beraber olmak. Sörf tahtası ile sörf yapmak bu yüzden bağımsızdır her şeyden. Siz kendiniz, sörf tahtası ve okyanusun dalgaları. İstediğiniz kadar paranız olsun bunları değiştiremezsiniz. Her zaman da merak etmişimdir nasıl bir duygudur diye bu. Ne zaman görsem bir sörfçüyü, jilet gibi akıyorlar derim kendimce. Evet jilet gibi akıyorlar …

Bir saniye ? Ne dedim ben, jilet gibi akıyorlar mı ?

Hakikaten neden derler böyle, jilet gibi akıyor derler ama hiç bir jilet tam anlamıyla akmaz. Tıraş ederken jilet istenildiği gibi olmaz. Peki tıpkı bir sörcünün kaydığı gibi, onun gibi bir deneyim yaşayamaz mıydık ? Bugünden itibaren bunun olabildiğini gördüm. Sörf yapmış gibi oldum.

İlk önce sıcak suyla yüzümü yıkadım, ardından Hydra Gel tıraş jelini yüzüme sürdüm. Rahatlatıcı bir etkisi vardı. Sanki bir yerden hava esiyor gibi. Ardından biraz bekledikten sonra Gillette Fusion Power tıraş bıçağını alıp tıraş olmaya başladım. Özellikle benim için sorun olan çene kısmı çok rahat geçti. Genellikle Mach 3 ile o kısım zor oluyordu. İlk defa sorunsuz bir şekilde alabildim Fusion Power ile. Titreşme de işe yaradı diyebilirim. Tıraş bittikten sonra yüzümü soğuk su ile yıkadıktan sonra Hydra Soothe tıraş sonrası kremini sürdüm. Krem şeklinde olması benim gibi hassas ciltleri olanlar için bulunmaz bir nimet. Kolonyalı olanlar genellikle yakar, fakat krem olunca kendinizi rahat hissediyorsunuz.

Jelin etkisinden mi tıraştan mı bilmiyorum ama tıraşı bıçağını kullanırken kendimi okyanus dalgalarında sörf yaparken hissettim. Buz gibi soğuk suyun üzerinizden aktığınızı düşünün. Tıpkı bu şekilde kayıyordu tıraş bıçağı. Jilet gibi akıyordu yani. Sürtünme hemen hemen hiç yok. İyi bir sörfçü olduğum denilemez, hatta sörf bile yapmadım ama sörf tahtası ile sörf yapmak gibi zevkliydi fusion power ile tıraş olmak.Size de tavsiye ederim açıkçası, daha önce yaşamadığınız ilginç bir deneyimi yaşamak için. Bu da kanıtı :

(Not: Resmi Gimp 2.6 ile yaptım. Resimdeki şahıs ise benim, aslında pek anlamam grafik işlerinden ama Gimp işleri epey kolaylaştırıyor onu anladım.)

Gillete Fusion Power Phenom seti elime ulaştı

Evet daha önce bahsettiğim Gillette Fenomen projesindeki set elime ulaştır. Eve geldiğimde açıp bir baktım ve gerçekten çok güzel bir karton ve içerik ile gelmiş. Karton kapağın üzerinde ise yakınlaştırıcı ayna koymuşlar. Kartonu eline alınca kendinizi görüyorsunuz çok iyi düşünlmüş. Açınca da tıraş seti ve bilgilendirme yazısı var. Bir kaç fotoğraf çektim bununla iligli paylaşayım dedim:

Bardağın yarısı boş mu yoksu dolu mu?

Bur meşhur sorunun bir çok cevabı var. Msn iletisinde şunları yazmıştı geçen bir arkadaşım:

To the optimist, the glass is half full.
To the pessimist, the glass is half empty.
To the engineer, the glass is twice as big as it needs to be.

Benim çok hoşuma gitmişti. Aklıma takılmış olacak ki web’de oradan oraya zıplarken bir yerde şu harika cümleyi gördüm:

The physicists say the glass is neither. It is completely full, half with water, the other half with air.

Ardından bugün okulda arkadaşımı gördüm ve bunu söylemiştim. Sonra başardık konuşmaya, başkaları ne derdi acaba diye düşünüyorken kendi aramızda, ben de o arada atladım ve “Filizof ne derdi ? ” diye sordum Biraz sessizlik oldu, düşünürken şunu deyiverdim:

Hangi bardak ?

Bu da böyle bir anımdı bugün. Bu bardağın yarısı boş mu dolu mu sorusu bu arada bilimsel olarak kullanılan bir metotmuş. Adı da Litmust Testi. Psikoloji’de bir insanın en basitinden iyimser mi kötümser mi düşündüğünü belirtmek için yarıyormuş. Bu yöntem ile çok farklı düşünen insanları da görmek mümkün oluyor , örneğin yukarıdaki mühendis örneği gibi.

Bu testi farklı amaçlarla da kullanabiliyoruz, örneğin bir bardaki barmen-müşteri ilişikisi. Barmen bardağı her zaman tam dolu, yarı dolu, çeyrek dolu,… şeklinde görüyor etrafı, fakat bardaki müşteriler için tam tersi, onlar tam boş, yarım boş, çeyrek boş,… şeklinde görüyorlar etraftaki bardakları.

30 dolarlık kamera ile neler yapılabilir?

Ekşisözlük’te başlıklardan başlıklara atlarken daha önce izlediğim Wiimote projesine ulaştım. Wiimote projesini daha önce görmüştüm ve gerçekten insanın bir şeyleri kurcaladığında neler yapabildiğini de görmüştüm. Bugün yine aynı sayfaya ulaştım ve tekrar oradaki videoları izledim. Her seferinde şaşıp kalıyorum. Bu sefer proje’yi oluşturan kişiyi merak edip araştırdım. Adı Johnny Chung Lee ve kendisi şu an Microsoft araştırma laboratuvarında çalışıyor. Bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz katlanabilinir ekranların tasarımlarını araştırıyor anladığım kadarıyla. Çok ilginç ve harika bir video var bu konuda. Merak edenler izleyebilir.

Neyse konumuza geri döneyim, Johnny Lee’nin projelerini tanıttığı bir kişisel sitesi varmış ve bu sitedeki son girdisi Andy Wilson adındaki elemanın işleri üzerineydi. Şimdi bu kişi, bildiğimi bilgisayar kamerasını kullanarak basit bir şekilde bilgisayar ile interaktif kullanımı kolaylaştırmış. Bunu kameranın aldığı görüntü ve görüntü işleme becerileri ile yapmış. Bunu ardından geliştirip çok daha harika bir şeye çevirip yayınlamış. Şimdi ne demek istediğimi sırayla (bu önemli sırayı bozmayalım) bu videoları izlemek. Yaklaşık 9 dk zamanınız alacak, ama belki daha önce hiç görmediğiniz bir fikir ve düşünce ile karşı karşıya kalacaksınız. İkinci videonun son karesindeki oyun ise olayı bitiriyor zaten. Buyurun:






Gillette’den biz blog yazarlarına değişik bir proje uygulaması

Biraz geç kaldım ama olsun. Efendim bundan yaklaşık 3-4 hafta Gillete tarafından bir e-posta gönderildi bana. Fakat ben bu e-posta’yı spam sanarak silmiştim. Çünkü resim içine gömüllü olarak ismim geliyordu ve spam-vari bir görüntüsü vardı. Sonrasında Siberkültür’deki girdiyi görünce bunun öyle olmadığını anladım. Sonra kendileri tekrar bir e-posta yolladılar, o da şu şekildeydi:

Sayın Fatih ARSLAN,

Fenomen Blogger Projesi çoktan başladı! Türkiye’nin en popüler 150 blog yazarından biri olarak, projeye katılman için hala geç değil. Yeni Gillette Fusion Power Phenom’u ilk deneyenlerden biri olmak için sadece bu mail’i en geç 7 Ekim Salı gününe kadar reply yap ve açık adresini ekleyerek bize geri gönder. Projeyle ilgili gelişmeleri http://fenomenblogger.blogspot.com adresinden takip edebilirsin.

Gilette’in En Rahat Tıraşıyla Güne Başla. Kendini Göster. Fenomen Ol.

Keyifli bloglar,

Gillette Fusion Power Phenom Ekibi

Yani yakın zaman içinde bana bir paket Gillete Fusion Power Phenom gelecek. Sonrasında ise blog’umda traş deneyim hakkımda bir şeyler yazarsam, farklı bir oylamaya daha dahil olacakmışım. Bu sefer 10 en farklı deneyim traşını seçip, sonra bu 10 kişiden de 1′ini seçip bir tane Apple Macbook Pro hediye edeceklerini söylediler. Daha fazla bilgi için http://fenomenblogger.blogspot.com/ adlı adrese bakabilirsiniz. Bakalım nasıl bir deneyim olacak benim için.

Sonradan ekleme: Resmi olarak sitelerinde de duyuruldu: http://www.gillettefusion.com/us/custom/tr_tr/