Archlinux64′de flash desteğini etkinleştirmek

Yeni bilgisayarım gelmesiyle berabar yıllardır kullandığım dağıtımının 64bit olanını yükledim. Duyduğum ve okuduğum kadarıyla 64bit dağıtımları eskisi kadar “kötü” değiller. Artık hemen hemen tüm programlar mevcut. Flash desteğini de bir şekilde halletmek mümkün. Gözünüz korkmasın yani.

Gelelim Arch64‘de flash desteğinin yapılandırmasına. Arch wikisinde bu konuda bir belge var, ben kısaca 3 adımda ne yapmanız gerekeni yazacağım o kadar.

  1. Community desteğinin /etc/pacman.conf‘da açık olduğunu varsayarak aşağıdaki komut ile gereken tüm paketleri yüklüyoruz

    pacman -Sy –asdeps gtk2 lib32-atk lib32-cairo lib32-expat lib32-fontconfig lib32-freetype2 lib32-gcc-libs lib32-glib2 lib32-glibc lib32-gtk2 lib32-libice lib32-libpng lib32-libsm lib32-libx11 lib32-libxau lib32-libxcb lib32-libxcursor lib32-libxext lib32-libxfixes lib32-libxft lib32-libxi lib32-libxinerama lib32-libxmu lib32-libxrandr lib32-libxrender lib32-libxt lib32-pango lib32-pcre lib32-zlib libxt util-linux-ng lib32-alsa-lib

  2. Ardından nspluginwrapper ve nspluginwrapper-flash paketlerini aur‘dan alıp paketliyoruz. Paketlemek aslında kolay bir iş, fakat ben onunla şimdi uğraşamam diyenler için paketler arsln.org/dosya‘ya yükledim. İndirip, pacman -A paket.tar.gz şeklinide kursunlar.
  3. Sonra kullanıcı olarak ~/.mozilla/plugins klasörünü oluşturup, konsoldan nspluginwrapper -v -a -i komutunu yazıyoruz. Dikkat edin bu komutu kullanıcı olarak yazın, root ile değil!.

Evet hepsi bu kadar, Firefox’u yeniden başlatıktan sonra her türlü flash içerikli düzgün bir şekilde çalışacaktır(Youtube gibi). Evet biliyorum hepimiz Arch’ı seviyoruz :)

Son zamanlarda yaşananlar

2-3 haftadır yazamıyorum, bunun bir kaç sebebi var kısaca anlatayım. Birincisi küçük bir ameliyat geçirdim, 8 güne yakın hastanedeydim o yüzden 14 gün boyunca internet’den uzak durdum. Bu 14 gün çok da iyi geldi. Biraz kafa dinledim ve daha önce yaşadığım bir çok şey üzerine kafa yorabilme imkanım da oldu. İkincisi ellimdeki Toshiba M40X-112 laptopumu sattım. Hal öyle olunca yine bir şeyler yazamadım onun yerine biraz da kendi biriktirdiğim parayı koyarak kendime bir tane masaüstü sistemi oluşturdum(Zaten uzun süredir planladığım bir şey). Çok da güzel oldu, özellikleri şu şekilde:

  • Islemci: INTEL Core2Quad Q6600 2.4GHz G0 Rev
  • Anakart: GIGABYTE P35 DS3L
  • Ekran Kartı: PALIT 8600GT SONIC+
  • Bellek: 2 x KINGSTON 2GB DDR2 800 PC6400
  • Sabit Disk: 2 x 250GB SEAGATE ST3250410AS 16MB Sata2 NCQ (3AAC)
  • DVD Yazıcı: ASUS 2014L1T 20X DVD-RW SATA
  • Kasa: LIAN LI PC007-FB
  • PSU: FSP 500W BLUESTORM II

Hepsini araştırarak, nedir ne değildir diye aldım. Bunları yaparken Hiteknoloji.com‘dan Serhat bey de çok yardımcı oldu. Hem Ankara’daki en ucuz sistemlerden birini aldım, hem de çok iyi bir destek aldım. Bundan sonra tüm arkadaşlarımı da burayı yönlendirmeyi düşünüyorum. Raid 0,1 gibi şeyleri de öğrenmiş oldum, yapmayı düşünüyordum fakat sonra vazgeçtim. Anakartı da ona göre aldım. Daha önce Centrino 1.6 kullanırdım, bu sefer biraz daha iyi olsun diye dört çekirdekli bir işlemci aldım. Aklımda biri ki proje var, özellikle video coding/encoding işlemleri açısından işime çok yarayacak. Ekran kartı Nvidia 8600gt’nin overclock yapılmış hali. Nvidia’nın Linux konusunda pek sorunu olmadığı için seçtim. İleriye yönelik olsun diye de 4 gb ram taktırdım. Kasa’yı da yine kendimce beğendim, biraz sade ve güzel bir tasarıma sahip olan Lian Li PC007-FB aldım. Aşağıdaki fotoğrafda görebilirsiniz. Mavi ışıklı bir şey. Bunların dışında bir tane de Cpu soğucutusu siparişi verdim, adı da ThermalTake BigTyphoon. Hem işlemcinin daha rahat çalışmasını sağlayacağım, hem de işlemciye de overclock yaptırabileceğim. Şu anki 2.4 Ghz‘i ileride soğutucu ile kolay bir şekilde 3.2-3.4ghz civarlarına getirebileceğim. Çünkü bu işlemciler G0 revision ile çok müsait bu işleme.

sistem_b.jpg

İşlemcim 64bit olduğu için ona uygun bir işletim sistemi de şart. Yoksa 4gb ramı da tam görmeyecek(3600mb’ini sadece). Ayrıca madem 64bit kullanıyorum o zaman ona göre bir şey olsun dedim. Bende uzun zamandır kullandığım Archlinux‘ün 64bit sürümünü yükledim. Çok hızlı bir şekilde kurup herşeyi tamamladım. Kullandığım tüm programlar çalışır vaziyette. Flash bile yüklü. Hiç bir sorunum yok yani. Bu konu hakkında daha fazla bilgiyi sonra anlatacağım.

Asus EEE Pc hakkındaki düşüncelerim

Asus EEE son zamanların en çok konuşulan konularından biri. Neden bu kadar çok konuşuldu diyeceksiniz şimdi? Bunun bir çok nedenleri var. En önemli kısımı bence fiyatı ve ve taşınabirliği. Bana göre taşınabirliği çok daha önemli. 7 inclik bir makine gerçekten mobil anlamda anlamlı bir alettir. Şu ana kadar kullandığımız dizüstü’lerin çoğu gerçek anlamda taşınabirlikten çok uzak nesnelerdir, ama işte bize taşınabilir diye yutturdular o başka bir şey.

1.jpgAsus ne yaptı peki ? Dedi ki aslında siz yanılıyorsunuz, öyle 1-2 kg yanında taşımak taşınabirlik değildir, görün ben ne yapacam, hem sizin Windows’unuza da gerek kalmadan hem de çok uygun bir fiyata diyerekten Asus EEE Pc‘yi çıkartı. Çoğunun burada bahsetmediği(çoğu derken yabancı sitelerdeki bazı kişiler) şey ise üzerindeki işletim sistemin getirdiği avantajlardır. Herkes ilk başta şaşırdı nasıl olur da bu kadar ucuz bir şeyi hem böyle küçük bir aleti bu şekilde satabilirler diye? Zihirli kelime tabi ki Linux!

Asus EEE Pc‘nin getirdiği başarının %90′nı bana göre Linux’a borçludur. Eğer piyasa’da istedikleri gibi kurcalayacakları bir işletim sistemi olmasaydı, üstüne üstüne donanımla iyi anlaşamayacak bir işletim sistemi olmasaydı böyle bir aletin çıkması da zorlanırdı. Asus’un ne bir lisans derdi var, ne de para derdi oldu bu konuda. Bünyesinde barındırdığı mühendisleri adam akıllı çalıştırıp iyi bir straji geliştirdi. Şu an üzerinde bulunan çakma Kde arayüzü de bu mühendislerin başarısıdır. Normal bir kullanıcı bunun Linux olup olmadığını hiç bir zaman da anlamayacaktır. Ama o üzerindeki harika programlara bayılacaktır(Amarok gibi…). Aslında o kadar ahım şahım özelliklere sahip olmayan bir bilgisayarın getirdiği performansa bayılacaktır. Daha da önemlisi önümüzdeki aylarda bolca Asus Theme hack, Archlinux on Asus EEE, Ubuntu on Asus EEE, gibi çokca belge bulacağız. Biz insanlar böyle şeylere meraklandığımız için bolca bu belgere bakacağız.

Asus EEE PcNormal bir kullanıcı bu alete bayılacak, diyecek ki “ya üzerindeki o muhteşem müzik oynatıcısı da keşke normal bilgisayarımda olsaydı”. Ardından Linux dünyasına adımını da atmış olacaktır. Bunlar bana göre önemli etkenler. 2008 yılı, sizlere açıkca söyleyeyim Asus EEE’den sonra ve öncesi diye ayrılacak. Bu yıl gerçek anlamda mobil olan aletlerle taşınacağız, ve üstüne üstüne ucuz bir maliteye bunlara sahip olacağız. UMPC‘lerin yılı olacak. Herkes UMPC‘ler tutmayacak, piyasa’ya sürülse bile tutulmayacak dese bile, Asus bunun tam tersini ispatlamıştır. Gerçi Asus EEE tam bir UMPC değil ama ona yakın bir şey.

Asus EEE Pc donanımsal olarak çok iyi bir şey demiyorum, ahım şahım bir şey değil, ama diğer tüm etkenler bu eksiklere gidermeye yetiyor. Bana göre insanlar adam akıllı bir masaüstü sistemi almalı evlerini, adam gibi ekran kartı, adam gibi işlemcisi olan bir bilgisayar. Mobil kısmını da bu gibi aletler giderebilir(ihtiyaçlara göre değişir tabi ki). Bu dediklerim tabi ki benim gibi internet,office,vs … gibi işlerini yapmak isteyenler içindir. Gerçekten düşünün bir, bu alet bence tüm ihtiyaçlarınızı giderebilir. Örneğin okula giderken bunu alıp, raporlarımı kolay bir şekilde bunu üzerinde yazabilir, wifi ile bağlanbilir işlerimi halledebilirim. Ağır işleri ise evimdeki bilgisayarımda yapabilirim(ağır’dan kastım işlemci gücü,vs .) Çok avantajı olduğu kesin.

Bunların dışında sizlerle Asus EEE Pc hakkında okumanızı tavsiye edeceğim bağlantılar var:

  1. Bundan 2 gün önce okuduğum bir yazıyı da okumanızı istiyorum. Bugün Fazlamesai.net’de de aynı yazının paylaşıldığını gördüm(oradaki yorumlar da benim gibi taşınabirliğinin güzelliğinden bahsetmişler). Kısaca yazıda Asus’un piyasayı altına üstüne getirdiği, bir çok firmanın kötülü rüyası olduğu dile getiriliyor.
  2. Onun dışında Ars Technica’nın yazdığı kapsamlı harika bir inceleme yazısı var.
  3. Asus üzerindeki dağıtımı silip kendi sevdiğiniz dağıtımı yükleyebilirsinz, örneğin Archlinux, Gentoo, Debian, Ubuntu gibi …
  4. Son olarak eeeuser.com adında harika bir site var. Yüzlerce Asus EEE Pc’i hack’i bulabilirsiniz. Ne ararsanız var, dokunmatik ekran ekleyenler, wifi b/g yerine wifi n ekleyenler, 3g özelliğini ekleyenler, …

Archlinux Logo Yarışması

Arch forumlarında gezinirken bir yarışma olduğunu farkettim. Amaç Archlinux için güzel bir logo hazırlamak. Yarışma açılır açılmaz onlarca kişi kendi tasarımlarını yollamaya başladılar. Aralarında çok güzel ve zekice tasarlanmış logolar mevcut. Ben şahsen beğendim. Fakat zaten mevcut olan Logo’yu neden değiştirdiklerini anlamadım. Her neyse logolardan iki tanesi şu şekilde:

Archlinux

Archlinux

Diğer tüm logoları görmek için buyrun: Archlinux Logo Yarışması

Müzik keyfinin anahtarı: Sonata + Mpd

Kardeşimin yeni bir dizüstü bilgisayarı almasıyla beraber, onda olan benim eski yadigar P4 bilgisyayar da bana geldi. Kendisini kullanmıyorum, ama yanındaki 19 inch ekranı laptopa taktım. Zaten benim işime de bu geliyor. Laptop’daki küçük ekran artık iyice beni bezdirmeye başlamıştı.

Hal böyle olunca her iki bilgisayarı da düzenledim. P4′de Archlinux + Xfce kurdum, Dizüsüstüne de Ubuntu + Xfce(Xubuntu) kurdum. Müziklerimi tekrar düzenledim. Ssh bağlantısıyla her iki tarafa da aktardım. Kurduğum iki sistemin de hafif olması için hafif programlar kurdum.

Müzik konusuna gelince Amarok kurarark tüm Kde kütüphaneleri kuracağıma, Mpd kurayım, üstüne de güzel bir istemci kurayım çok daha nefis olur dedim. Hem mpd daemon olarak çalıştığı için bizim evdeki gibi 2-3 bilgisayarla ağlarda herkes müzik arşivinden yararlanabiliyor. Tek yapmamıza Mpd‘ye bağlanmak. Mpd için bir de Grafik bir arayüz kurdum. Onun da adı Sonata,

sonata1.png

Pygmy’den fork edilmiş sade ve güzel bir uyguluma. Kısaca özellikleri şu şekilde:

  • Küçütülmüş ve büyütülmüş görünüm seçeneği
  • Otomatik olarak uzak veya yerel albüm kapağı getirme(Uzak derken örneğin Amazon.com’dan)
  • Otomatik olarak lyrik getirme
  • Müzik listeleri oluşturma ve Stream desteği
  • Tag düzenleme desteği. Easytag gibi 10-20 tane parçayı da birden düzenleye bilme imkanınız var.
  • Anlık ileti özelliği. Yeni şarkılarda belirtilen yerlerde çıkıyor
  • Sıraya koyma, yani queue desteği
  • Müziklistesi ve arşivde arama özelliği
  • Last.fm özelliği
  • Birden fazla profil desteği
  • Klavye kısayolları desteği
  • Komut satırı desteği

Tek yapmanız gereken Mpd’yi iyi bir şekilde kurmak. Bunun için uzun bir döküman yazmıştım vakti zamanında. Wiki’de bulabilirsiniz. Oraya bakarak kolay bir şekilde nasıl ve nasıl yapılacağını görebilirsiniz.

Peki o kadar müzikçalar uygulaması varken, neden Mpd ? Mpd’nin bence en güzel yanı daemon olarak çalışmasıdır. Yani herhangi bir istemci’ye bağlı değil. Ben nasıl Sonata kullanıyorsam, dileyen başka bir program kurar. Hal böyle olunca eklentiler geliştirmek de çok kolay. Örneğin Xfce için panel’e yerleştirilebilen küçük bir eklenti var:

deneme.jpg

Onun dışında X’i durmadan kapatıyorsanız, yine arka planda Mpd çalışacaktır. Çünkü Mpd’e herhangi bir grafik istemciye bağlı değil. Komut satırından Mpc gibi bir program, ya da Ncmpc gibi programlarla yönetebiliyorsunuz.
Bu yüzden çoğu geliştirici için bulunmaz bir nimet.

Canon PowerShot G7 ve Linux

Daha önce Canon G7 hakkında ayrıntılı bir şekilde izlenimleri ve çektiğim fotoğrafları paylaşmıştım. Almanya’da iken Ubuntu kullanıyordum, çünkü Archlinux altındaki ipw2200 sürümünü yükleme unutmuştum ve wifi üzerinden internet’e giremiyordum. Ubuntu kullanırken Canon G7‘den içindeki kartı çıkartıp dahili kart okuyucusunda indiriyordum fotoğrafları. Ankara’ya gelmemle beraber tekrar Archlinux’u kullanmaya başladım. Archlinux’da kart okuyucusunu hiç denemedim, onun yerine usb kablosu ile bağlanıp öyle indireyim dedim fotoğrafları.

Nereye kadarUsb kablosunu taktım, sonra otomatik olarak bağlanmasını bekledim. Bekledim bekledim bir şey olmadı. Dedim herhalde yanlış yere bağlandı, dmesg ile takip edeyim dedim. Oradan Usb’yi gördüğünü fakat hiç bir yere bağlamadığını gördüm. Allah allah nasıl olur ? Şirket Canon olunca olurmuş. Meğersem sabit disk olarak görmüyormuş kamerayı. Değişik bir protokol ile çağırmak lazımdı. Onun adı da PTP. Sonra biraz araştırınca Canon şirketin Linux alanında hiç bir desteğinin olmadığını gördüm. Linuxquestions sitesinde de bundan bahsediliyordu. Yani Canon alırken buna dikkat edilmeli.

PTP modu nasıl çalıştıyoruz peki ? Fotoğraflarım için Digikam uygulamasını kulanıyorum. Hemen hemen tüm programları denemiş biri olarak, kesinlikle herkese digikam’i öneririm. İlk başta biraz kullanması zor olsa da (kullanabirliği Kde uygulamaların çoğu gibi çok kapsamlı ve kullanışız) kullandıkca alışıyorsunuz. İçinde gPhoto desteği de geliyor, yani PTP modlu kameralara direkt bağlanabiliyorsunuz, ve fotoğraflarınızı sabit diskinize yükleyebiliyorsunuz. Hiç bir şey yapmadan kendisi otomatik olarak kameramı buldu. Fakat bağlan dediğimde şu hata ile karşılaştım :

Failed to connect to the camera. Please make sure it is connected properly and turned on. Would you like to try again?

Pembe'nin mutluluğu Archlinux forumlarında araştırmaya başladım ve hatayı hemen görüverdim. /etc/group dosyasında “camera” adlı bir grup vardı. Karşılığı ise boştu, ben de kendi kullanıcı adımı ekledim ve yeniden giriş yaptım. Ardından terminal’dan groups yazıp kontrol ettim camera grubuna dahil miyim değil miyim diye:

1
wheel video audio optical floppy storage camera power users fatih

Gördüğünüz gibi ekliydi. Digikam‘i tekrar çalıştırdım ve sorunsuz bir şekilde Canon G7′ye bağlanabildim. Çok hızlı bir şekilde hepsini indirdim. Digikam özelliklerinden biri de fotoğrafları indirmeden önce hepsini ismini değiştirebilmeniz, otomatik bir dosya oluşturabilmenizdir,vs… Yani kamera ile çalışmak için birebirdir.

Not: yukarıdaki iki fotoğraf G7 ile çektiğim fotoğraflardan bir kaçı

Sonraki Sayfa »