10 kasım’da gözyaşı…

Dolmakalem.org‘daki bu yazı hoşuma gitti, sizlerlerle paylaşayım:

Genellikle bu saatlerde iş yerinde olduğum için sadece korna seslerini duyup ne oluyor diye kendi kendime sorardım. 10 kasım olduğunu hatırladığımda Atatürk’ün ruhuna bir Fatiha okurdum.

Bugün sabah televizyonda “Anıtkabir’den canlı yayınımızda görüşmek üzere” anonsunu duyduğumda her zaman ki gibi “ne oluyor ki?” dedim. Halbuki ekrana baksam sağ üst köşedeki Atatürk resmini görüp 10 Kasım olduğunu anlayacağım…

Televizyonun karşına geçip programı seyretmeye başladım. Tam 09:05′te sirenlerin çalmaya başlamasıyla beraber herkes selam duruşuna geçti. Yayını yapan kanal aynı anda Anıtkabiri ve Dolmabahçe Sarayında Atatürk’ün öldüğü odayı gösteriyordu. Yatağın başında selam duran askerin gözlerinden akan yaşı gördüğümde ben de ağlamaya başladım. Usul usul ağlıyordu.

Birisini sevmek onunla sizin aranızdadır. Zaman zaman bunu tüm dünyaya haykırmak istersiniz. Ama onun adının ayaklar altına düşmesini, sevginizin avamlaşıp, alâladeleşmesini istemeyeceğinizden bunu edebe uygun yaparsınız. Yaygara koparmazsınız. İşte bu asker gibi sevginizi gözünüzden düşen bir damla yaşla tüm dünyaya gösterirsiniz.

Tabi şimdi tartışmalar olabilir. Asker ve erkek adam ağlar mı? Herkes sevdiğinin ardından ağlar. Bir insan ancak sevdiği için canını gözü kapalı verir. Bir asker vatanı için onu kuranlar için ağlayamıyorsa nasıl canını verir?

Bilim bilim diyenler nerede ?

Shanghai Jiao Tong Üniversitesi her sene dünyadaki ilk 500 üniversiteyi açıklar. Bir takım araştırmalar, konuşmalar neticisinde bu liste oluşur. Yabancı uyruklu öğrenci sayısı, mezun sayısı, akademiysen kalitesi, nobel ödülü kazanan insanlar, bilimsel araştırma gibi bir çok kriter var. Daha çok ayrıntı için şuraya bakabilirsiniz.

Bu sene Türkiye’deki hiç bir üniversite listeye giremedi. Geçen sene Hacettepe Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi girmeye başarmışlardı az da olsa, ama bu sene malesef olmadı. Neden acaba?

Hani Üniversiteler bilismel araştırma yuvaları da, yok şu üniversite avrupa’da çok biliniyor, yok şunun adı var, şu şu bölümde en iyisi felan filan. Soruyorum hani nerede bunlar ? Nerede bunları öve öve bitiremeyen insanlar ? Şimdi bir de açıklama yapsınlar, şu şu nedenden dolayı böyle oldu desinler.

Ha durun, onun da zaten cevabı belli. İrtica tehdidi yüzünden, birde her dönemim siyası hükümeti yüzünden, ve genel olarak türkiye’deki çoğu insanların değişik düşünceleri yüzünden. Bilim bilim diye bağırılan, her yerde dile getirilen Atatürk, Laiklik kavramları da var tabi.

Şimdi şu at gözlükleri çıkartıp, biraz olumlu bakılırsa, yukarıda saydıklarımdan bilim bilim deyip durduklarından zerre kadar bir şey kalmadığını herkes görecek. Diğer şeylerin de bir araç olduğu kabak gibi belli olacak. YOK(Ha Yök ha Yok aynı şey zaten) irtica ve atatürk üzerinden yeterince rant sağlamasını biliyor. Değil bilim yuvası, para yuvası oluvermiş hepsi. Bakıyorsun her sene aynı şeyler, her sene bilmem ne tehditlerden, her yıl siyası oluşumlar hakkında konuşmaktan başka bir şey yapıldığı gözükmüyor.

Benim üzüldüğüm nokta ise, kesin bu üniversitelerimizde anlının teriyle, azmiyle, inançılya bir şeyler yapanlar vardır. Öğretim üyeleri, öğrenciler,vs… Bu insanların çoğu da bu sözde tehlikeler! ile yakından uzaktan alakaları yoktur. Herkes dinine saygılı bağlı, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriteyine sadık, onun yolundan giden(bu cümle de herkesin ağızında sakız olmuş) neyin ne olduğunu, pembe gözlüklerle bakmayan insanlardır. Bu insanların günahı ne peki, bu insanlar tüm bunları hakediyor mu ?

Elbete hayır, ama insan işte üzülüyor. Yıllardır hep iki kesim bir birine çamur atar. Ortada kalanlar ise seyreder, ezilir kalır. Ne zaman bitecek bunlar çok merak ediyorum. Bırakın da herkes vatanı için, kendi içi birşeyler yapsınlar. Onları da haksız yere engeliyorsunuz.

Soruyorum, bilim bilim diyenler, nerede ?