MIT Çizimleri Yorumlama Sistemi

MIT’de yapılan bir araştırmanın ürünü. Çizilen cisimleri bilgisayar yorumlayarak, olabilecek hareketleri gösteriyor. Ve yorumladığı cisimler de fizik kanunları ile uyumlu. Kullanımı oldukca kolaya benziyor. Daha fazla bilgi için şuraya bakılabilir. Ayrıca google’de “ASSIST sketch understanding system” diye aratırırsanız da bir şeyler bulabilirsiniz. Youtube’da da yorumlar kısmında bir çok bilgi bulunuyor.

Kaynak : Murekkep.Org

Bilim bilim diyenler nerede ?

Shanghai Jiao Tong Üniversitesi her sene dünyadaki ilk 500 üniversiteyi açıklar. Bir takım araştırmalar, konuşmalar neticisinde bu liste oluşur. Yabancı uyruklu öğrenci sayısı, mezun sayısı, akademiysen kalitesi, nobel ödülü kazanan insanlar, bilimsel araştırma gibi bir çok kriter var. Daha çok ayrıntı için şuraya bakabilirsiniz.

Bu sene Türkiye’deki hiç bir üniversite listeye giremedi. Geçen sene Hacettepe Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi girmeye başarmışlardı az da olsa, ama bu sene malesef olmadı. Neden acaba?

Hani Üniversiteler bilismel araştırma yuvaları da, yok şu üniversite avrupa’da çok biliniyor, yok şunun adı var, şu şu bölümde en iyisi felan filan. Soruyorum hani nerede bunlar ? Nerede bunları öve öve bitiremeyen insanlar ? Şimdi bir de açıklama yapsınlar, şu şu nedenden dolayı böyle oldu desinler.

Ha durun, onun da zaten cevabı belli. İrtica tehdidi yüzünden, birde her dönemim siyası hükümeti yüzünden, ve genel olarak türkiye’deki çoğu insanların değişik düşünceleri yüzünden. Bilim bilim diye bağırılan, her yerde dile getirilen Atatürk, Laiklik kavramları da var tabi.

Şimdi şu at gözlükleri çıkartıp, biraz olumlu bakılırsa, yukarıda saydıklarımdan bilim bilim deyip durduklarından zerre kadar bir şey kalmadığını herkes görecek. Diğer şeylerin de bir araç olduğu kabak gibi belli olacak. YOK(Ha Yök ha Yok aynı şey zaten) irtica ve atatürk üzerinden yeterince rant sağlamasını biliyor. Değil bilim yuvası, para yuvası oluvermiş hepsi. Bakıyorsun her sene aynı şeyler, her sene bilmem ne tehditlerden, her yıl siyası oluşumlar hakkında konuşmaktan başka bir şey yapıldığı gözükmüyor.

Benim üzüldüğüm nokta ise, kesin bu üniversitelerimizde anlının teriyle, azmiyle, inançılya bir şeyler yapanlar vardır. Öğretim üyeleri, öğrenciler,vs… Bu insanların çoğu da bu sözde tehlikeler! ile yakından uzaktan alakaları yoktur. Herkes dinine saygılı bağlı, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriteyine sadık, onun yolundan giden(bu cümle de herkesin ağızında sakız olmuş) neyin ne olduğunu, pembe gözlüklerle bakmayan insanlardır. Bu insanların günahı ne peki, bu insanlar tüm bunları hakediyor mu ?

Elbete hayır, ama insan işte üzülüyor. Yıllardır hep iki kesim bir birine çamur atar. Ortada kalanlar ise seyreder, ezilir kalır. Ne zaman bitecek bunlar çok merak ediyorum. Bırakın da herkes vatanı için, kendi içi birşeyler yapsınlar. Onları da haksız yere engeliyorsunuz.

Soruyorum, bilim bilim diyenler, nerede ?

Voyager uyduları ve Pioneer fenomeni

Faz.net‘deki okuduğum bir yazı ilgimi çekti, ona benzer bir yazı da Spon‘da da gördüm. Her ikisi de birbiri ile alakalı.

Güneş sistemin kenarlarında bilim adamların inandıkların tersine fiziksel koşular hüküm sürüyor. Bunu geçen aylarda Uzay uydusu Voyager 1′in ölçümleri gösterdi.

Voyager

Ocak 1977 uzay yolcuğluğuna çıkan uydu, şu ana kadar insanoğlu tarafından yapılmış dünyaya en uzak cisim. 15 Ağustos’da dünyaya uzaklığı yüz astronmik birim olarak hesaplandı. Yüz astronmik birim de hemen hemen dünyanın güneşe olan uzaklığının(15 Milyar kilometre) 100 katı ediyor. Kardeş uydusu Voyager 2 de dünyadan 80 astronomk birim uzakta.

Voyager 1 ilk önce Jupiter ve Saturn gezegenlerini, uyduları ile birlikte incelemişti. Ardından da Uranus ve Neptun’u. Aralık 2004 uydu güneş sistemin sonuna gelmişt. Birden ama güneş ruzgarı yavaşlamaya başladı.Burada en ilgi çeken şey ise, manyetik alanın aslında 0.1 nanotesla olması gerekirken, birden 0,01 olabiliyordu, ya da iki katına çıkabiliyordu.Güneş ruzgarı tahmin edildiğinden daha zayıf. Güneş ruzgarı sadece düşmedi, beklenen değer onda biri kadar azaldı.

Ayrıca Nasa’nın Pioneer uyduları da bu belirtileri gösterdi. Ve bunu bilim adamları hala açıklıyamadı. Hata bazıları bilmedekileri bu olayı, diğer açıklayamadıkları bilimsel teorileri desteklemek için de kullanıyor. Mart 2005′de bilim dergisi “New Scientist” bilim dünyasında 13 tane açıklanamayan fenomen arasında sekinci sırada gösterdi. Adı da Pioneer-fenomeni olarak adlandırılıyor.

Daha fazla bilgi için yukarıdaki belirtiler bağlantısını okuyabilirsiniz. İkinci sayfasında Pioneer fenomenini daha ayrıntılı şekilde anlatılıyor. Yazı almanca, ama merakınız varsa ingilizce kaynaklar da bulabilirsiniz.