Linux’da fotoğraf düzenleme ve yönetme programları

FotoğrafcıAlmanya’da iken bir çok program kurup kullandım. Canon G7 ile kullanabileceğim ve benim yaklaşık 5000 tane fotoğrafım ile başa çıkabilecek bir program aramıştım. Aradım , yaklaşık 6-7 tane program buldum ve her birini denedim ve iyice kurcaladım. Piyasa’da çok program bulunmasına karşılık hepsi aynı sonuçu vermiyor. Çok iyi diye met edilen programların çoğu malesef vasat. Örneğin F-spot çok sevmeme rağmen 5000 tane fotoğraf ile başa çıkamıyor. Çok hantal ve yavaş, sistemi çok kasıyor. Onun dışında ise Digikam ise tipik Kde hastalığına yakalanmış, gereksiz gerekli her yerde buton var. Bunlar gibi her programın kesinlikle bir eksikliği var malesef. Gelelim bu programlara:

  1. F-Spot

    Mono ile yazılmış ve Gtk kütüphanesini kullanıyor. Bu yüzden özellikle Gnome kullanıcılarının ilgisini çekecek bir program. Zaten bildiğim kadarıyla Gnome’un öntanımlı fotoğraf yönetme programı olacak(ya da oldu). Zaten Gnome gün geçtikce iyice Mono bağımlısı olmaya başladı. Mono’ya karşı bir gıcıklığı olanlar o yüzden hiç bulaşmasın bu programa. F-Spot‘un arayüzünü çok beğenmiştim. Üst tarafda bir çubuk ile kolay bir şekilde tarihe göre fotoğraflarınız gezebilirsiniz. İstediğiniz fotoğraf’a tıkladığınzda karşınıza büyük hali çıkıyor ve aynı anda düzenleme moduna da girmiş oluyorsunuz. Buradan da kırmızı-göz düzeltmesi gibi düzeltemeler mümkün. Onun dışında etiket desteği mevcut. Etiketler doğrudan Exif bilgilerine yazılıyor(Digikam’e fotoğrafları eklediğimde etiketleri doğrudan kabul etti). Flickr ve Picasaweb için yükleme seçenekleri de mevcut. Şu ana kadar her şey güzel ama tabi keşke böyle olsa. Bir kere çok yavaş ve çok hantal. 5000 tane fotoğrafı birden sakın yüklemeye çalışmayın. Bilgisayarınız takılabilir. Kaç kere programı öldürdüğümü hatırlıyorum. Benim istediğim hızlı bir şekilde Fotoğraflarıma bakabilmekti, ama F-spot bunu bana sağlayamıyordu. Aslında çok da kullanmak isterdim Gtk içerdiği için ama sınıfta kaldı.

  2. Jbrout

    Python ile yazılmış ufak bir program. Çok hızlı açılır ve fotoğraflarınız da hızlı bir şekilde indeksliyor. Yeni olması yüzünden çok eksikliği var.Arayüzü hiç iyi değil. Sanki normal bir dosya yöneticisi kullanıyormuşun gibi geliyor. Ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. Flickr’e yükleme de var ama o da ayrı bir şekilde oluyor. Fotoğrafla tıkladığınızda ayrı bir pencere açılıyor, ki bana göre gereksiz. Bu yüzden soğudum zaten. Gelişme aşamasında olduğu için göz yumulur, bir 3-4 ay sonra çok farklı boyutlara da gelebilir. Bekleyip görelim artık.

  3. Okumaya devam edin »

Canon PowerShot G7 ve Linux

Daha önce Canon G7 hakkında ayrıntılı bir şekilde izlenimleri ve çektiğim fotoğrafları paylaşmıştım. Almanya’da iken Ubuntu kullanıyordum, çünkü Archlinux altındaki ipw2200 sürümünü yükleme unutmuştum ve wifi üzerinden internet’e giremiyordum. Ubuntu kullanırken Canon G7‘den içindeki kartı çıkartıp dahili kart okuyucusunda indiriyordum fotoğrafları. Ankara’ya gelmemle beraber tekrar Archlinux’u kullanmaya başladım. Archlinux’da kart okuyucusunu hiç denemedim, onun yerine usb kablosu ile bağlanıp öyle indireyim dedim fotoğrafları.

Nereye kadarUsb kablosunu taktım, sonra otomatik olarak bağlanmasını bekledim. Bekledim bekledim bir şey olmadı. Dedim herhalde yanlış yere bağlandı, dmesg ile takip edeyim dedim. Oradan Usb’yi gördüğünü fakat hiç bir yere bağlamadığını gördüm. Allah allah nasıl olur ? Şirket Canon olunca olurmuş. Meğersem sabit disk olarak görmüyormuş kamerayı. Değişik bir protokol ile çağırmak lazımdı. Onun adı da PTP. Sonra biraz araştırınca Canon şirketin Linux alanında hiç bir desteğinin olmadığını gördüm. Linuxquestions sitesinde de bundan bahsediliyordu. Yani Canon alırken buna dikkat edilmeli.

PTP modu nasıl çalıştıyoruz peki ? Fotoğraflarım için Digikam uygulamasını kulanıyorum. Hemen hemen tüm programları denemiş biri olarak, kesinlikle herkese digikam’i öneririm. İlk başta biraz kullanması zor olsa da (kullanabirliği Kde uygulamaların çoğu gibi çok kapsamlı ve kullanışız) kullandıkca alışıyorsunuz. İçinde gPhoto desteği de geliyor, yani PTP modlu kameralara direkt bağlanabiliyorsunuz, ve fotoğraflarınızı sabit diskinize yükleyebiliyorsunuz. Hiç bir şey yapmadan kendisi otomatik olarak kameramı buldu. Fakat bağlan dediğimde şu hata ile karşılaştım :

Failed to connect to the camera. Please make sure it is connected properly and turned on. Would you like to try again?

Pembe'nin mutluluğu Archlinux forumlarında araştırmaya başladım ve hatayı hemen görüverdim. /etc/group dosyasında “camera” adlı bir grup vardı. Karşılığı ise boştu, ben de kendi kullanıcı adımı ekledim ve yeniden giriş yaptım. Ardından terminal’dan groups yazıp kontrol ettim camera grubuna dahil miyim değil miyim diye:

1
wheel video audio optical floppy storage camera power users fatih

Gördüğünüz gibi ekliydi. Digikam‘i tekrar çalıştırdım ve sorunsuz bir şekilde Canon G7′ye bağlanabildim. Çok hızlı bir şekilde hepsini indirdim. Digikam özelliklerinden biri de fotoğrafları indirmeden önce hepsini ismini değiştirebilmeniz, otomatik bir dosya oluşturabilmenizdir,vs… Yani kamera ile çalışmak için birebirdir.

Not: yukarıdaki iki fotoğraf G7 ile çektiğim fotoğraflardan bir kaçı

Canon PowerShot G7 hakkında fotoğraflar ve bilgiler

Canon G7Yeni aldığım kameradan sizlere bahsetmiştim. Onunla bir kaç fotoğraf da çektim. Malesef isteğim dışında dirseğim değdi, yere düştü ve optik mekanizmasında bir ariza meydana geldi. Aslına bakarsanız fotoğrafı tıpkı ilk gündeki gibi çekiyordu, fakat bilmediğim bir mekanik ses geliyordu Canon Ixus 950′den. Bu yüzden geri verdim bende makineyi. Almanya’da 14 gün için aldığınız tüm eşyaları geri verme hakkına sahipsiniz. İster beğenin ister beğenmeyin, satıcı almak zorunda çünkü kanunen böyle bir yükümlülük var(Amazon.de’de bu süre 30 gün bildiğim kadarıyla).

Gelelim asıl konuya bu kamerayı verdikten sonra orada daha önceden de araştırıp ve daha çok almak istediğim bir makine duruyordu. O da Canon G7 idi. Fiyatı yaklaşık 100-150 euro daha fazlaydı, ama gönlüm bundan yanaydı. Ne olur ne olmaz diye biriktirdiğim bir para miktarı vardı, onu da üstüne koyarak bunu aldım. Aldığımdam beri bir sürü fotoğraf çekmeye başladım.

Canon PowerShot G7 ile çektiğim fotoğraflar da şu şekilde:


Created with Admarket’s flickrSLiDR.

Özelliklere gelince Canon.com.tr’de ayrıntılı bir şekilde var. Kısaca bahsetmek gerekirse 10 megapiksel Ccd, 6x optik zoom, Optik Görüntü Sabitleyici(IS), 9 Noktali AiAf, 2.5″ Lcd, 1024×768 çözünürlükte video çekimi . Canon’un sitesindeki tanıtımda biraz reklam da var elbette, fakat ben kendi kişisel tercihlerimi de belirteyim. Neden Canon G7 aldım ?

powershotg72fsrtopsf9.jpgBirincisi fotoğraf çekmeyi çok sevdiğim için Dslr makinesi almak istemiştim. Uygun fiyat’a da bulmuştum(Nikon D40+Kit 410 euro). Fakat fotoğraf çekme tekniklerini hemen hemen hiç bilmiyorum. Alacağım Dslr makineyi kullanamyacaktım bile. Araştırmalarım sonucunda Canon markası altında G7′i buldum. Ful manuel ayarlama imkanı veriyor çünkü. En önemli özelliği de bu bence. Bununla giriş seviyesinde öğrenmeye çalışacağım. Ardından(muhtemelen yıllar sonra) dslr’lere geçiş yapacağım. Ee diyeceksiniz bu Fiyata Nikon D40′da alınır , ne diye bunu aldın? Bu yüzden gelelim ikinci noktaya.

Bu makineyi sadece ben değil, ailem de kullanacak. Babam bu yüzden hem küçük hem de güzel ve net çekebilecen bir kamera istmişti. Kompakt makine sınıfında ful manuel ayarlama imkanı veren ve aynı anda güzel ve net fotoğraf çeken makinelerden tek Canon G7 vardı. Böyle olunca bende bunu aldım. Makine ile çekmek gerçekten çok keyifli. Kullandıkca kullanasım geliyor. Makinenin üzerinde ISO için özel bir ayar düğmesi bile var. En çok kullandığınız özelliği de bir tuşa atayabiliyorsunuz. 2 tane kişişelştirebilir modlar var, C1 ve C2 adında. Bunlara istediğiniz gibi oluşturabilir ve kayıt edebilirsiniz, böylece her seferinde manuel ayarlama seçeneğinden ayarları değiştirmeniz gerekmiyor. Örneğin ben manzaralar için özel bir ayarı kayıt ettim kendimce. Onun dışında netleşmeyi manuel olarak ayarlayabilirsiniz. 4 yön-tuş’un etrafında birde halka şekilde ayarlama düğmesi var. Bunu döndererek ayarlamaları çok kolay bir şekilde yapabiliyorsiniz.

Canon G710mp ile çekilmiş fotoğraflar 2-3mb yer kaplıyor. Ben yanında 2gb kart aldım, fakat 1gb de işinizi görür. Burada bir kaç noktaya dikkat etmeniz gerekiyor. G7 ile çekilen videolar 1024×768 şeklindedir. Yani diğer kompakt makineler’den çok daha büyük bir çözünürlüğe sahip, hal öyle olunca bu videolar daha da yer kaplayacak. Bu yüzden yüksek kapasiteli kart almanız iyi olacaktır. Fakat bence her makineyi kendi alanına göre kullanmak sizin için en iyi sonucu verecektir. Yani fotoğraf çekmek. Onun dışında içindek çıkan Bateri ile 200-250 tane resim çekmeniz mümkün. Yedek bir bateri almanız iyi olacaktır. Amazon.de‘de 20 euro’ya Hähnel marka bateri var. Orjinal bateri 50 euro tutuyor. Türkiye’de eminimki bu rakam çok daha yüksektir. O yüzden internet üzerinden uzuza geliyorsa sipariş verin.

Böyle güzel bir makinen eksik yanları olmaz mı ? Tabi ki. Hiç bir şey kusursuz değildir. Yukarıda da dediğim gibi Komapkt sınıfında yerini alıyor. Alıyor almasına da kompaktlar gibi şık ve modern bir tasarıma sahip değil. Ayrıca diğer kompakt makineler gibi küçük de değil. Ağır ve biraz büyük bir makine. Ben sevdim yine de. Nostaljik bir tasarıma sahip. Ama eğer öyle her zaman yanımda taşıyayım, cebime koyayım diyorsanız kesinlikle tavsiye etmem. Benim küçük bir çantam oluyor genelikle ya da okul çantam o yüzden sorun olmuyor.

Son olarak 1-2 ay içinde Canon PowerShot G9 adında yeni bir makine çıkacak. 12mp, 3 inc ekran ve Raw destekli. Ben pişman değilim G7 aldığıma çünkü G9′un öyle çığır atacak yeni özellikleri yoktu. Ayrıca Canon G7 hakkında sorularınız varsa seve seve yardımcı olabilirim bu konuda.

Almanya’dan selamlar ve Canon Ixus 950 Is

Yeni düzenleme(24.08.2007): Malesf Canon Ixus 950 is elimden düştü ve makinede sorun çıktı. Bu yüzden geri verdim. Verirken de gözüme bir Canon G7 ilişti. Zaten bunu daha çok istiyordum, biriktirdiğim bir miktar parayı daha üstüne koyup bir tane bundan aldım. Uzun bir inceleme yazısı kesinlikle hazırlayacağım.

Buraya gelmemle beraber ilk önce buralarda wifi bağlantısı aradım. Ne yazık ki hemen bulamadım, fakat bugün 10mbit’lik şifresiz bir ağ buldum ve hemen giriverdim (Hatta 1.3 gb’lik bir film de indirim hemencik, hıza inanamadım) . Şu an Almanya’dayım ve yaklaşık 3-4 hafta da burada olacağım. Burada edindiğim izlenimlerimi sonra tekrar yazacağım. İlk önce şunu diyeyim ki, buradaki havalar Türkiye’nin tam tersi. Babam 7-8 haftadır sürekli yağmur yağıdını anlattı. Önceki senelerde buralar hep kuraktı, fakat bu sene yemyeşil, 20-25 derece arası bir havası var. İnsan kendisini çok rahat hissediyor.

3017216.jpgGelir gelmez burada kamera araştırmalarım devam etti. Babamın bir arkadaşı sayesinde büyük bir mağaza’da yeterince indirim aldık. Hal ölye olunca bende kompakt bir makine aldım. Dslr mantığı ağır basıyordu, fakat babam kompakt olsun diye israr edince bunu aldık. Canon Ixus 950 Is makinesini yani. Makinenin özelliklerini burada uzun uzun anlatmak istemiyorum. Almamın tek sebebi kaliteli olması. Pixel sayısı önemli değildi zaten. Övecek çok şey bulunabilir fakat gerek yok. Alanlar pişman kalacağını sanmıyorum. Çektiğim fotoğraflara bakarak da görebilirsiniz nasıl olduğunu. Fakat bunun yerine Canon Ixus 850 olabilir de, çünkü onun geniş açısı var, bu sayede manzara ve iç mekan fotoğrafları daha güzel olabiliyor.

Burada Turker ve Alper abi‘ye de teşekkür etmek istiyorum bu vesileyle. Canon hiç aklımda yokken aklıma Canon soktular ve araştırmalarım sonucunda Canon almaya karar verdim. Canon Ixus 950′yi buradan 330 €‘ya aldım. Bu da yaklaşık 600 YTl’ye denk geliyor. Bu fiyata Türkiye’de bulmam imkansızdı zaten. Aslında çok daha farklı kameralar da alınabilirdi de neyse artık.

Bu Kamera ile çekimler de yaptım. İnternet bağlandıkca bu resimleri Flickr’e eklemeye düşünüyorum. Günde 1-2 tane eklerim herhalde. Şu an itibariyle çektiğim iki tane resim şu şekilde:

Bilmiyorum ki

Yansıma

Fotoğraf çekmeyi çok seviyorum , ve Ixus 950 ile yaklaşık 350 tane yakın resim çekebiliyorum dolu bir bateri ile. Gezdikce çekip aralarındaki en güzel fotoğrafları Flickr’e koymaya düşünüyorum. Şu an itibariyle zaten 9-10 tane değişik resimler var. Kameramın gelmesiyle beraber fotoblog da açma fikri geldi. Günde bir tane Fotoğraf. Çok güzel olacağına inanıyorum. Bu böyle devam eder, ve ilgim azalmazsa 2-3 sene sonra Dslr makine alabilirim. Çünkü kendimi bir alanda geliştirmek istiyorum, hobi olsun diyorum. Çünkü onun dışında somut bir şeyler yapmıyorum. Hem buna yeteneğimin olduğuna da inanıyorum. Bunu çok kez araştırdım kendimi de test ettim. Sesler ile çalışarak pek bir şey yapamıyorken(örneğin 100 kere dinlediğim bir şarkının sözlerini hatırlayamıyorum), resim gibi şeyler ile çalışırken çok daha verimli oluyor. Bir kere gördüğüm insanları yıllar sonra tekrar hatırlayabiliyorum. Gözüme resimler çok daha hitap ediyor.

Almanya konusuna da gelirsek, 17 sene burada yaşadım sonra Türkiye’ye gelmiştim. Fakat her sene buraya gelirim. Arada da dağlar kadar fark var. Bunları yakın zaman içinde anlatacağım. Küçük ama önemli ayrıntılar. (Her iki taraf için)

Flickr’e geçiş, fotoğraf makineleri ve yan menü için Flickr Badge

Picasa gelişir gelişir dedik, fakat camia yönünden Flickr’in yanında sıfır kaldı malesef. Picasa şu an itibariyle sadece kişisel kullanım için güzeldir. Diğer türlü pek bir işe yaramıyor. Picasa’ya da geçerken çok büyük bir heyecanla geçiş yaptım. Ne diyeyim, geçmez olaydım. Neden mi ?

Birincisi Linux altında hemen hemen hiç bir tane karşı tarafa yükleme yapacak program yok. Her seferinde Picasa’ya gidip, site üzerinden yüklemek işime gelmiyordu, hoşuma da gitmiyordu. Hoş F-spot var, fakat o da adam gibi çalışmıyor ve çok hantal. Oysa Flickr için yüzlerce betik,program var. Bunun dışında Camia yönünden sıfır Picasa. Hiç bir etkileşim yok. Tabi ki bu Picasa’nın kötü anlamına gelmiyor. Ben fikir değiştirdiğim için geçtim. Yoksa kişisel olsaydı kullanmaya devam ederdim. Picasa – Flickr hakkında daha fazla bilgi için Mürekkep için yazdığım yazıya bakabilirsiniz.

AnitkabirDediğim gibi bu yüzden tekrar Flickr’e geçtim. Bu sene çok farklı planlarım var Fotoğrafla ilgili. Güzel bir makine aldıktan sonra(eskisi malesef bozuldu), fotoğraf çekmeye devam edeceğim. Makine konusuna gelirsek, dediğim gibi fotoğraf çekmeyi ciddi anlamda düşünüyorum. Bu yüzden Dslr tipi bir makine almayı düşünüyordum, fakat fiyatlar benim için el yakıyor. Nikon D40‘ı uzuca bulursam almayı düşünürüm ama. Onun dışında Slr-like makineler geliyor. Büyük ihtimalle de bunlardan biri olacak. Şu an gözüme kestirdiğim bir Sony Dsc-H5 var. Ya da Dsc-H2. Çok hoşuma gitti, ve bütçeme de uygun olacağını düşünüyorum. Eğer Slr-like makine olmazsa, sırada kompakt kameralar geliyor. Burada da Fujitsu Finepix F30 var. Bir çok döküman, forum belge okuyarak bunlara karar verdim. Hepsi farklı kategorideler, fakat hepsi kendi alanında söz ettirmiş makinelerdir. Artık hangisi kismetse.

Bunu dışında okulumuzdaki fotoğraf topluluğu’na de katılmaya düşünüyorum. Çok güzel işlendiğini biliyorum. Topluluk sayesinde hem fotoğraf çekmeyi daha iyi öğrenebilirim, hem de değişik değişik geziler yapmış ve yeni insanlarlara tanışmış olurum. Flickr’e de hazır geçmişken sağ tarafa şu an kadar çektiğim tüm fotoğrafların küçük bir sunumunu yerleştirdim(Rss okuyucuları siteme ziyaret edip bakabilirler). Flash ile yapılmış ve çok hoşuma gitti. Flickr’in kendi sayfasından otomatik olarak kolayca hazırlayabiliyorsunuz. Adı da Flickr Badge. Flash yerine Html ile yapılmış bir badge de koymanız mümkün. Bir an için onu da düşündüm, fakat sonra buna yenik düştüm.

Amasra’dan fotoğraflar

Dün Amasra’ya gitmiştim. Doğası gerçekten çok güzeldi. İlk vardığımızda balık yemiştim, yanında verilen salata ise şu ana kadar yediğim en güzel salatalardan biriydi. Çok hoşuma gitti. Ardından tekne turu yaptık, sonra da şehir gezisi ile turu kapattık. Çok hoşuma gitti, keşke 1-2 gün kalabilseydim, ve yakındaki köyleri ve ilçeleri de gezebilseydim. Bir kaç tane Fotoğraf çektim, onları da Picasa’ya yükledim. Aşağıdaki resime tıklayarak bakabilirsiniz.

Amasra

Sonraki Sayfa »