Eşki’de gezinirken bu konu ilgimi çekti, arkadaş içimdekilerini hepsini yansıtmış. Bunu burada yayınlamaktan başka yapacağım bir şey yok. Sadece tek eleştiri konusu, Avrupalı türkler ifadesini beğenmiyorum. Hoş değildir, mantiken de yanlıştır. Avrupa’da yaşayan türkler denilirse daha makbul olur. Buyrun yazının devamı:
Avrupalı türkler’in içinde oldukları genel sosyal durumu yansıtan cümle.
Avrupa’da, almanya’da, hollanda’da, belçika’da ve diğerlerinde vatandaşlığa geçmiş olanları dahi yabancı muamelesi görürler. hayatın hemen her günü onlar için birçok açıdan zorluklarla doludur.
Aynı kişiler bütün yıl çalışarak kıt kanaat para biriktirerek memleket hasretiyle geldikleri ülkelerinde ise “almancı” sıfatıyla yolunacak kaz muamelesine tabi tutulurlar.
Oysa avrupalı türkler’in kalpleri temiz, yürekleri kocamandır. bunu türkiye’den geldiğinizi öğrendiğinde taksimetreyi kapatan taksi şöföründe, arkadaşlarınızla içtiğiniz 4-5 fincan çayın parasını almayan kafeterya sahibinde, ekmek arası bir şeyler yemek için uğradığınız ama ısrarla size müşteri muamelesi yapmamakta direnen market sahibinde ve çok sayıda diğerlerinde görürsünüz.
Ne hazindir ki, “orada yabancı burada almancı” veya “burada almancı orada yabancı”dırlar.
Binbir güçlükle çalıştıkları işyerlerinden aldıkları ve kıt kanaat edilen maaşlarından sırf nesilleri kaybolmasın, çocukları ülkelerini unutmasın diye para artırır, ülkelerine gelirler. yurdum derler, vatanım derler… hakir göresiniz diye mi?
Bu satırları okuyup o kişilerin kültür düzeyleriyle ilgili itirazlar getirenler olacaktır.
unutulmaması gereken gerçek, avrupa’ya göç eden türklerin pek çoğunun türkiye’deki şehirleri bile görmeden doğrudan kendi köylerinden avrupa şehirlerine gittiğidir. bu durum birçok sıkıntıyı beraberinde getirmiş olabilir.
Ancak, şu da ilginç bir gerçektir ki, avrupa’ya göç eden milyonlar bu kesimden değil de toplumun pek entel (?) ve pek kültürlü (?) o kesiminden olsaydı, daha 1. nesilden itibaren hepsi kaybolup giderdi. ne türklükleri kalırdı ne de türkiye’leri. istanbul’da, ankara’da, yani türkiye’de olduğu halde kendi kendine asimile olmayı başarmış kesimin zamanında avrupa’ya göç etmiş bulunması halinde ortaya çıkmış olabilecek sonucu düşünebilirsiniz.
ve son söz:
Gurbetçi demek bir sahiplenme ifadesidir güzeldir.
Avrupalı türkler demek, avrupa’ya zamanında göç etmiş nesillerin birkaç yüz veya birkaç bin fabrika işçisinden ibaret olmadığını bilmektir. O insanların artık milyonlarca kişi olduğunu, sanılandan çok daha kalabalık bir nüfusu teşkil ettiklerini, avrupa’da parlamentolarda, belediyelerde görev aldıklarını, hatta avrupa parlamentosu’nda bile yer edindiklerini görebilmektir. Avrupa’da iş dünyasında söz sahibi olmaya başladıklarından, almanları, hollandalıları istihdam ettiklerinden haberdar olmaktır.
onlara, “başın yere eğilmesin, dik dur arkadaş” demektir.
Bir şey daha eklemek isterim. Parası olmayıp da borc parasıyla ordan nasıl araba aldıklarını biliyorum. Sonra o arabasıyla da türkiyede hava atanlar çoktur. Bu yüzden de burdaki halkın bir önyargısı olmaması elde değil. Bundan dolayı da bu olay herkese yayılıyor. Ve her gelen gurbetci de bu önyargı ile damgalanıyor haliyle. Bir kaç kişi,kişiler yüzünden böyle olması hiç hoş değil.
Unutmadan da geçmiyeyim, yazarın adı letter soul . Mesaj yazmak istedim ama malesef okurlara bu olanak sağlanmıyor. Gün gelirse burayı okursa, yazdığı yazı için teşekkürlerimi sunarım.