Tarihi sevdiren adam: İlber Ortaylı
Bu aralar biraz Tarih’e merak saldım ve bir kaç kitap aldım. İlber Ortaylı’nın “Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek” serisini ve Yakup Kadri’nin Ankara romanını(Bu romanı da Tarih hocamız tavsiye etti). Hal böyle olunca daha önce gördüğüm ve Tv’de bolca izlediğim İlber Ortaylı hocamız hakkında daha fazla araştırma yaptım. Kimin nesidir, nedir, ne yapar ? İnternet’de bolca kaynak var tabi burada bu bilgilerle sizleri boğamayacağım. Fakat kitaplarında gerçekten ilgi çekici ve değişik bakış açıları var.
Örneğin Dolmabahçe sarayın yapılmasını hiç öyle ek bir masraf ve israf olarak görmüyor. Hatta Dolmabahçe sarayının diğer dünya sarayların yanında pek bir sönük kaldığını söylüyor. Hakkaten de öyle. Nitekim Avrupa’daki ve Rusya’daki büyük saraylar burada asla olmamıştır.Çünkü belli bir protokol adabı var, ve Topkapayı Sarayı‘da bu protokol adabına hiç uygun olmayan bir mimariye sahip. Kitabın diğer serilerini okurken neden bunun böyle olduğunu da anladım. O konulara da detaylı bir biçimde giriyor. Bunların dışında Lale devrini şu cümlelerle anlatıyor ve tamamen farklı bir yorum getiriyor olaya:
“Şu kadarını da unutmayalım; biz lâle devrindeyiz. insanlar, zengininden fakirine, ilmiye sınıfını en seçkin insanlarından, ebu ishakzâde’lerden tutunuz kayıkçıklara, kasapalara kadar lale soğanı yetiştiriyorlar, yeni lale türleri ortaya çıkıyorlar. lale istanbul’da bir moda haline gelmiş. o kadar ki tezkire-i şükûfeciyân bizim tarihimizde lale yetiştiricilerin biyografilerini ihtiva eder. bu eşsiz kaynağı okuduğunuz zaman göreceksiniz ki, türk cemiyeti 18. yüzyılda ayrı bir tarzın içine girmiştir. bilhassa bizim okul tarih derslerinde bir israf, bir lüzumsuzluk olarak addedilen ve ardından kanlı ve cahil bir isyanı davet ettiği için âdeta suçlanan lâle devri, bir medeniyetin açılması ve gelişmesi için âdeta lüzumlu bir üslup değişikliğidir.”
Tarihi anlatırken bilgiyi çok iyi bir şekilde sentezliyor. Bilgili olduğu için de hiç bir zaman lafını esirgemez ve hoşlanmadığı ya da yanlış bulduğu herşeyi hiç utanmadan söyler. Velakin Milliyet’deki bir yazıda Orhan Pamuk’a ithafen tabiri caizce iyi bir ayar veriyor:
Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk bir kitabında şöyle bir cümle yazmış:
“İmam ikindi namazı saatinde caminin balkonuna çıkarak ikindi ezanını okudu.”
Profesör İlber Ortaylı bu tek cümleyi analiz ediyor:
“Bir kere namazın saati olmaz, vakti olur. Saat ayrı, vakit ayrı bir kavramdır. Camilerde balkon yoktur, minarenin şerefesi vardır. Ezanı da imam okumaz, müezzin okur, o da şerefeye çıkmaz, içeriden okur. Bu örnekle de sabittir ki kişiler kendi içinden çıktıkları toplumu bilmeden bir şeyler yapmaya çalıştıklarında doğru şeyler yapmazlar, yapamazlar.”
Gördüğünüz gibi gerçekten her konuda bir bildiği var. Zaten kendisi de meşhur Halil İnalcik hocamızın öğrenciymiş zamanında. İlber Ortaylı hakkında daha fazla bilgi için ekşisözlük sayfasına bakabilirsiniz veya da Vikipedi sayfasına bakabilirsiniz. Olmadı Google’a bakınız.
(Not: Yukarıdaki Lale devri ve Orhan Pamuk alıntıları ekşisözlükten alıntdır, Lale devri alıntısı aynı anda da Osmanlı’yı yeniden keşfetmek adlı kitabının da bir parçasıdır S.58-59 )
Yorumlar(3)
Takip Et - Rss
Fotoğraflarım
Son Yorumlar
Okuduklarım
Desteklediklerim








Etiketler (r:30)
Tavsiyeler (r:5)