Şarap mücadelesi nasıl verilir ?

Bu kadarını da beklemiyordum açıkcası, olayı güzel bir dilde anca bu kadar anlatılır. Gayet güzel maddeler de var. Arkadaşı tebrik ediyorum :)

Kamuoyuna saygı ile duyurulur:

1- Türkiye bir meyhanedir, meyhane kalacak.

2- Türkiyenin tüm sokak, cadde, liman ve park alanları üzerindeki haklarımız kısıtlanamaz.

3- Şarapçılara kırdığınız şişeleri toplayın baskısı yapılamaz.

4- Şarap içenlere karşı toplumun tutunduğu tavır kabullenilemez.

5- …

Daha fazlası için buraya tıklayın - Şarap mücadelesi

Basın dedikleri bu olsa gerek

Yine aynı taş yine aynı hamam. Türkiye’de basın şöyle diyorum, böyle diyorum, ama bir süre sonra hep aynı şeyleri demekten bıkmaya başlıyorum. Çünkü o kadar rahatsız eden unsurlar var ki, say say bitmez. Hangisinden başlasam ki, onu da bilmiyorum. Bir sürü şey işte. Bunlardan biri mesela şu film Neşeli Gençlik. İlk önce bağlantı ismine dikkat, movie yazıyor. Yani anlamadığım şimdi, burası İngiltere mi, yoksa A.B.D, ya da resmi dili İngilizce olan herhangi bir ülke? Ne demek movie, koca koca 1.000.000 kelimelik Türkçe’mizde kelime mi bulamadınız? Gelelim şimdi filmin konusuna. Şayet buna konu diyebiliyorsak. Özenti kelimesi cuk diye oturuyor tabiri caizse. Ahlaksızlık diz boyu. Birde böyle bir ülkede, bizim ülkemizde gösterime girecek. Zaten Türk sinemasından bir şey bekleyemez hale geldim(Mehmet Ali Erbil,vs… sağolsunlar). Ama bu kadarını da beklemezdim. Siteye girin, göz gezdirin bir. Bunu izleyen, izleyecek olanlara yazık gerçekten.

Gençlik yok diye geçinen kesim, köşe yazarları, bu film’de de eleştiri yapabilecekler mi acaba. Gerçi o da zor. Film Doğan grubuna ait Dproductions yapımı(isme bakın yine…). Hani şu Milliyet, Hürriyet, Radikal, Posta vs. gibi gazeteleri bandıran kuruluş. Ben bunların iyi niyetlerinden şüphe duyuyorum artık. Zaten olamaz da. Ülkemizi iyice Amerika’ya benzetmekle meşguller kendileri zaten. Ahlak, seviye, kültür gibi şeyler kalmaması için ellinde geleni yapıyor Türk basını. Ama iddia ediyorum, bu film gişe rekoru kıracaktır. Ne olsa bunların sayesinde, Türk gençliği de böyle şeyleri normal sanmaya başladı. Gazete alırken, arka sayfadaki kadın var mı yok mu ona bakıyor. Eğer yoksa, kesin bu irtica ile ilgili bir gazetedir, bunu ben almayayım diyor. Gerçi hiç bir gazete almasın, zaten hepsi aynı. Gerçek anlamda bağımsız bir gazete yok Türkiye’de. Henüz göremedim. Beklemiyorum da, çok şey istemiş olurum yoksa. Ama böyle seviyelerini düşüreceklerine biraz da saygın olsalar çok mu kötü olur. Yazımın başında da dediğim gibi yazacak konuşacak o kadar şey var ki, hangi birini yazacaksın. Basın dedikleri bu olsa gerek. O kadar tükenmez malzeme(ahlaksız, seviyesiz,…) var ki yazacak, yaz yaz bitmez.

Bilim bilim diyenler nerede ?

Shanghai Jiao Tong Üniversitesi her sene dünyadaki ilk 500 üniversiteyi açıklar. Bir takım araştırmalar, konuşmalar neticisinde bu liste oluşur. Yabancı uyruklu öğrenci sayısı, mezun sayısı, akademiysen kalitesi, nobel ödülü kazanan insanlar, bilimsel araştırma gibi bir çok kriter var. Daha çok ayrıntı için şuraya bakabilirsiniz.

Bu sene Türkiye’deki hiç bir üniversite listeye giremedi. Geçen sene Hacettepe Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi girmeye başarmışlardı az da olsa, ama bu sene malesef olmadı. Neden acaba?

Hani Üniversiteler bilismel araştırma yuvaları da, yok şu üniversite avrupa’da çok biliniyor, yok şunun adı var, şu şu bölümde en iyisi felan filan. Soruyorum hani nerede bunlar ? Nerede bunları öve öve bitiremeyen insanlar ? Şimdi bir de açıklama yapsınlar, şu şu nedenden dolayı böyle oldu desinler.

Ha durun, onun da zaten cevabı belli. İrtica tehdidi yüzünden, birde her dönemim siyası hükümeti yüzünden, ve genel olarak türkiye’deki çoğu insanların değişik düşünceleri yüzünden. Bilim bilim diye bağırılan, her yerde dile getirilen Atatürk, Laiklik kavramları da var tabi.

Şimdi şu at gözlükleri çıkartıp, biraz olumlu bakılırsa, yukarıda saydıklarımdan bilim bilim deyip durduklarından zerre kadar bir şey kalmadığını herkes görecek. Diğer şeylerin de bir araç olduğu kabak gibi belli olacak. YOK(Ha Yök ha Yok aynı şey zaten) irtica ve atatürk üzerinden yeterince rant sağlamasını biliyor. Değil bilim yuvası, para yuvası oluvermiş hepsi. Bakıyorsun her sene aynı şeyler, her sene bilmem ne tehditlerden, her yıl siyası oluşumlar hakkında konuşmaktan başka bir şey yapıldığı gözükmüyor.

Benim üzüldüğüm nokta ise, kesin bu üniversitelerimizde anlının teriyle, azmiyle, inançılya bir şeyler yapanlar vardır. Öğretim üyeleri, öğrenciler,vs… Bu insanların çoğu da bu sözde tehlikeler! ile yakından uzaktan alakaları yoktur. Herkes dinine saygılı bağlı, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriteyine sadık, onun yolundan giden(bu cümle de herkesin ağızında sakız olmuş) neyin ne olduğunu, pembe gözlüklerle bakmayan insanlardır. Bu insanların günahı ne peki, bu insanlar tüm bunları hakediyor mu ?

Elbete hayır, ama insan işte üzülüyor. Yıllardır hep iki kesim bir birine çamur atar. Ortada kalanlar ise seyreder, ezilir kalır. Ne zaman bitecek bunlar çok merak ediyorum. Bırakın da herkes vatanı için, kendi içi birşeyler yapsınlar. Onları da haksız yere engeliyorsunuz.

Soruyorum, bilim bilim diyenler, nerede ?