Sade Yaşam
Masaüstümü bir güzel düzenledikten sonra bilgisayarın başına geçip, uzun zamandır okuyamadığım haberleri(rss’leri) okumaya koyuldum. Yabancı kategorisinde 217 tane girdi birikmişti. Başladım okumaya. Aralarından bir tanesi beni biraz başka şeylere düşünmeye itti. Hatta kendisini de paylaştım.

Paul Stamatiou’nun blogunu kesinlikle okumasını tavsiye ederim. Geliştiriciler, kullanıcılar açısından da güzel derlemeler yapıyor. En son yazısında “Less Clutter” adında küçük bir paragrafa yer ayırmıştı. Bu paragraf’da sade bir yaşamın getireceği avantajını anlatmıştı. Yazının ortasında ise Steve Jobs‘un 1982 yılında kendi halinde bir odada çekilmiş bir fotoğrafa yer ayırılmıştı. Fotoğraf da ilginç tabi. Ortada Steve Jobs yere çökmüş, elinde bir kupa çay, bir ışık kaynağı, arka tarafında bir müzik aleti, ve önünde ise bir kaç defter. Onun dışında hiç bir şey yok odanın içinde.
Paul yazısında aynı zamanda Paul Graham‘ın bir yazısından(Stuff) bahsediyordu. Bu yazıyı da kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Yazının kendisi Ingilizce fakat çok güzel bilgiler içeriyor. Zaten Paul Stamatiou‘yu bu paragrafı yazmasına iten sebep de bu yazının kendisi. Yazıda kısaca değinilen şey sade ve “eşyasız” bir yaşam. Kendisi(Paul Graham) bunu 1 senelik bir Italya seyahatında anladığını söylüyor. O zaman sadece bir bavul ve bir kaç kitap alarak gitti. 1 yılın ardından tek özlediği şey ise kitaplarıydı diyor kendisi. Ona göre sade bir yaşam bir insanı mutlu ve huzurlu edecek en büyük etkenlerinden biri. Ne kadar az eşyamız olursa o kadar çok enerjimizi “önemli” olan şeylere ayırmış oluruz. Zaten önemli olan da bu. Yazı çok uzun olduğu için okursanız daha iyi anlarsınız. Benim burada asıl bahsetmek istediğim başka bir olay var.

Bu yazıyı okurken nedense bizdeki anadolu’da köyler ve zamanındaki padişahların bile benimsediği sade hayat aklıma geldi. Onlar da zamanında bu felsefeyi benimsemiş ve bu yolda devam etmişlerdir. Hatta Oktay Sinanoğlu’nun Bye Bye Türkçe adlı kitabında da japonların bizdeki gibi sade bir hayatı benimsediklerini söylüyordu. Bizdeki gibi derken tabi anadolu köylerindeki sade hayatı diyorum. Şehirlerdeki evleri kastetmiyorum(genelleme yapmıyorum tabi, istnisnalar vardır her zaman). Aslına bakarsak çoğu insan, ve bunların çoğu da batılı olmakla beraber, doğudaki bu sade yaşamı keşfetmeye başladılar. Bakınız Internet alemine, Less is More kavramını benimsemiş ve bu yolda milyon dollarlar kazanmış bir sürü şirket görürsünüz. Hepimizin bildiği Google‘da 1997′de anasayfasında sadece bir arama kutusu bulundurarak bugünkü başarısına ulaşmıştır. Tabi bunlar böyle gelişirken bir çok insan da bu sade yaşamı bırakarak batıdaki gibi çok eşyalı kültüre dönüşüyor. Bunu hiç birimiz inkar edemez herhalde. Önemli olan bunu farkında olmak ve ona göre bir hayat çizmek.
Yorumlar(8)
Son Yorumlar
Etiketler (r:30)
Tavsiyeler (r:5)