Openmoko’nun bize getirdiği olağanüstü avantajlar

neo.jpgOpenmoko‘yu bilmeyenler için ilk önce tanıtayım. Openmoko tamamen açık olan, GNU/Linux alttabanına sahip bir platform. Buna da NEO adında dokunmatik ekrana sahip güzel bir telefon. En önemli özelliği ise açık olması ve geliştiriciler için çok güzel imkanlar sunmasıdır. Bu benim ne işime yarayacak diyenler var ise, ne gibi avantajı olduğunu şu şekilde anlatayım.

Bildiğiniz gibi 3 hafta önce iPhone adında bir telefon çıktı. Her ne kadar tüketici aşıkları bu telefonu yüzyılın telefonu olarak ilan etseler bile, hadinden fazla ekisklikleri vardır. Bunları şimdi saymaya başlamak istemiyorum bunun yerine Ethem Tolga’nın yazdığı “iPhone’daki eksiklikler” yazısına bakabilirsiniz. Fakat en önemli noktayı kaçırmayalım, iPhone’nun en kötü ve en berbat yani kapalı bir sistem olmasıdır. Hiç bir işe yaramayan kapalı bir sistem. Ne bir şey geliştirilebiliyor, ne de herhangi bir değişiklik yapılabiliyor. Eliniz kolunuz bağlı. Çök kötü bir duygu olsa gerek. #!/bin/blog’da bu konuya değinmişti.

İşte tam bu anda Openmoko devreye giriyor. Neo adındaki bu telefon açık kaynak kodlu bir sistem. Hem de tam alasından. Nasıl mı. Birincisi alet açık bir şekilde satılıyor. Öyle herhangi bir servis sağlayıcısına bağlılık yok. Aylık ödeme yok. Serbestsiniz yani. Openmoko’nun tüm parçalara ayrılmış belgesi bile var. Güzel bir dökümana sahip. Hangi parça ne anlama geliyor, ne ne içindir gibi sorular aklınızı karıştırmasın. Çünkü resmi dökümanlar var. Resimlerle beraber herşeyi görebilirsiniz. Bu kadar açık yani. Onun dışında açık bir sistemin de açık bir arayüzü vardır. Openmoko için yeni programlar geliştirilmesi için gerekli tüm yazılım bileşenleri mevcut. Yeni başlayanlar için oluşturulan belgesindeSim kartı nasıl takılır” gibi ibareler yerine, doğrudan nasıl shell bağlantısı oluşturulacağı yazılır.

neo1.jpgGördüğünüz gibi olanaklar o kadar geniş ki. Sınır tanımıyor. Devkit adında bir paket varki, içinde yok yok. Bilgisayar ile Openmoko arasından binbir türlü bağlantı kurabiliyorsunuz. İçindeki işletim sistem de tabi ki yukarıda bahsettiğim gibi GNU/Linux.

Gördüğünüz gibi bu kadar güzel, bu kadar kullanışlı, bu kadar bize avantaj sağlayan başka bir telefon yoktur. Openmoko platformu bu sene çığır atacak bir adımdır. Eminim çok muhteşem işler yapılabilecek bu telefon ile. Programlama becerilerim iyice artıktan sonra böyle bir cihaz almayı düşünüyorum. Hem okuduğum mesleğim’e uygun(Elektrik-Elektronik Müh.), hem de ilgi alanıma uyuyor. İleride edindiğim bilgiler ile de daha değişik şeyler yapmam mümkün olacaktır. Tek dejavantajı henüz alpha aşamasında olup, tüm şeyler rayına oturmamış olmasıdır. En az 1 sene daha geçmesi lazım tahminen.

Google Desktop Linux vs. Beagle

Bildiğiniz gibi Linux için Google Desktop çıktı. Ben de bu vesileyle hem Beagle hem de Google Desktop’u denedim. Zamanı gelmişti zaten. Bir sürü dosyam vardı, ve hangisinin nerede olduğunu artık bulamıyordum. Her şey düzgün bir şekilde olsa dahi, bazı şeyler olması gereken yerde olmayabiliyordu. Archlinux için Google Desktop paketini Lapis forumundan bulabilirsiniz. Beagle ise depolarda mevcut zaten.

Özellikle Beagle‘den başlamak gerekirse. Mono bağımlılıkları olduğu için bir sürü paket yüklemek zorunda kaldım(hazır mono kururken Tomboy da kuruvereyim dedim). Kurduktan sonra, beagled yazarak çalıştırdım. Arka planda indekslemeye başladı. Bittiğinde ise bir kaç arama yaptım. Bazılarını buldu, bazılarını ise bulmadı. Burada hoşuma gitmeyen, çok yavaş olmasıydı. Ciddi şekilde yavaştı. Hantal geldi, arama yaparkan aramaları hemen göstermiyordu, bazı aramalarda başka formataki sonuçları 4-5 sn gösteriyordu. Aramalarda ise 100′den fazla sonuç göstermiyor. Belki ayarı vardır, fakat Gnome olduğu için, preferences menüsü süs gibi duruyor orada. Adı güya preferences. Hiç bir şey ayarlanmıyor. *.mp3 diye aratınca 4000 tane dosya olduğunu söyledi, fakat sadece 100 tanesini görebildim. Diğerlerini görmem mümkün değildi. Fakat açık kaynaklı olması, ve Google Desktop’a göre daha çok dosya formatı desteklemesi de bir avantaj. Örneğin Gaim konuşma logları da indeksleniyor Beagle’de. Tıpkı Evolution için de olduğu gibi. Bunun dışında Tomboy notlarınız ve e-posta eklerini de indeksliyor Beagle. Beagle için panel’e deskbar adında bir gereç kurabilirsiniz. Aramalarınız oradan yapabilir, ya da F12 tuşuna basarak başlatabilirsiniz.

desktop_scrshot.jpgGoogle Desktop’da olay biraz daha farklı. Tek bir paket var. Bağımlılık olarak sadece gtk istiyor. Ki bu da zaten yüklü bende. 7-8 mb civarında. Yükledikten sonra(PKGBUILD), gdlinux yazarak çalıştırdım ve ayarlardan neler yapması gerektiğini belirtim. Google Desktop’daki ayarlar menüsü çok daha gelişmiş. Beagle gibi değil. Ek bir özellik ise Gmail e-postalarınız da indekslemek mümkün. Bu da benim için artı puan. İndesklerken işinizi de yapabilirsiniz. Yavaş bir şekilde yaptığı için pek bir etkisi olmuyor. 40-50gb sabit diskimi 5-6 saat içinde bitirdi. Ardından iki kere CTRL tuşuna basarak ortaya bir arama kutusu çıkartıyorsunuz. Bu arama kutusu yazdığınız anda aramaya başlıyor. En fazla 10 tane sonuç görmeniz mümkün ilk başta, daha fazla görmek istiyorum derseniz, Firefox içinden sonuçlar çıkıyor. Tipik Google araması gibi, size sabit diskinizdeki sonuçları gösteriyor. Beagle’de bir program arayüzü varken, Google Desktop’da sadece Firefox için hazırlanmış sayfalar var. Yani ayarlarınızı Firefox üzerinden yapıyorsunuz. Bu yüzden bir tarayıcıya da dolaylı yönden bağımlı Google Desktop. Dejavantajları ise, kapalı kaynak kodlu olması, Google gibi büyük bir şirkete güvenilirliği, ve Beagle’e göre daha az dosya formatı indekslemesidir. Fakat Beagle’e göre çok çok daha hızlı. Sonuçlar daha keskindi. Beagle’de bazı şeyleri bulmazken, Google Desktop’da hemen hemen hepsini bulabilmiştim. Bunu da Google’un algoritmasına bağlıyorum. Bana göre Beagle göre çok daha gelişmiş bir Algoritması var. Doğal olarak bu da beklenir haliyle.

Sonuç olarak ben Google Desktop kullanmaya karar verdim. Benim için hız daha önemliydi. Ayrıca herhangi bir bağımlılık istememesi ve arama sonuçları daha iyi olması bunu daha da etkin kıldı. Fakat daha güçlü bir makinem olsaydı, belki Beagle düşünebilirdim, çünkü açık kaynak kodlu olması, ve daha çok dosya desteklemesi önemli bir etken. Ayrıca gözlemlediğim kadarıyla, bir çok kişi Google’a güvenemediği için, böyle kapalı kodlu bir programı da kurmak istemiyor. Benim bu açıdan bir sorunum yok, zaten kullandığım servislerin yarısı Google tarafından sağlanıyor (E-posta, Rss okuyucu, İstatistik, …). Ayrıca Google Desktop’un tuttuğu veritabının büyüklüğüne bakılınca yaklaşık 250 mb yer tutmuş olduğunu gördüm. Yani gerçek verinin büyüklüğünün yaklaşık %5-10 arasında bir şey. Bağlantım sınırsız 256k olduğunu düşünürsek, bu kadar veriyi yollanabileceğini de sanmıyorum.

Symbian yüklü telefonlarda altyazili film(divx,xvid) izlemek

Geçen hafta N95 telefonu elime geçti. 1 Haftadır onu kurcalıyorum. Bir çok özelliği var, Wifi, Gps gibi. Benim burada en çok işime yarayan büyük ekranı ve wifi’si. Elime aldığımda aklıma ilk gelen bununla film güzel izlenir düşüncesiydi. Ekranı 2.6 inch bu yüzden örneğin herhangi bir dizi izlemek gayet keyifli olacaktı. Yapmam gereken ise filmi cep telefona yüklemek ve izlemekti. Fakat tam istediğim gibi olmadı, çok yavaşdı, altyazi yoktu, hafiza kartında çok yer kaplamıştı.

1 gündür bunun üzerinde araştırma yaptım ve en iyi şekilde nasıl film izlenir onu bulmaya çalıştım Windows kullanmadığım için herhangi bir “Converter” adlı program yoktu haliyle, fakat hiçde üzülmedim. Onun yerine FFmpeg, mencoder gibi çok güçlü araçlar vardı. Linux altında tüm dağıtımlarda bu programlar mevcut. Herhangi bir dağıtım’a deposuna bakabilir ve görebilirsiniz. Filmler’de bunları kullandım.

Video’muzu 320×240 formatına çevirmemiz lazım, ayrıca bunu yaparken bitrate değerini 256-512 arasında değiştirmemiz lazım. Aynı zamanda bunu yaparken altyaziyi da bir şekilde eklemem lazımdı, piyasada Symbian film oynatıcıları mevcut. Bunlardan en meşhurları Smartmovie ve DivX Mobile Player. Smartmovie paralı olduğu için denemedim, onun yerine DivX Mobile Player indirip kurdum, ve çok da güzel oldu. Hatta bugün yeni sürümü de yayınlandı. N95′de çok güzel bir şekilde çalışıyor.

DivX Movie Player programı malesef altyazı desteklemiyor, aslında yardım menüsünde 7 tuşu ile açılıp kapatıldığı yazılıyordu fakat bu bende çalışmadı. Belki de dosyanın ekini .sub ya da .txt olarak değiştirmek lazımdı. Ben bunlarla hiç uğraşmadım ve onun yerine daha güzel bir çözüm buldum. Mencoder sayesinde altyaziyi doğrudan filmin içine gömdüm. Ayrıca gömerken de yukarıda bahsettiğim gibi 320×240 formatına da çevirdim. Tüm bunları mencoder aracıyla yaptım.


n95_2.jpg

DivX Mobile Playeri indirip, telefonunuza kurun. Ardından gerekli olan bir Codec var, onu da Smartmovie anasayfasında buldum. Filmi bunsuz izlemeyi bir deneyin, eğer çalışmasa codec’i indirin.

Daha sonra Linux’da herhangi bir konsolu açıp aşağıdaki komutu yerleştirin

mencoder -sub alytaziadi.srt -subcp latin5 -subfont-text-scale 4 -ffourcc dx50 -vf scale=320:240 -ovc lavc -lavcopts vcodec=mpeg4:vbitrate=256:vhq -oac copy -o yeniolusanfilmadi.avi orjinalfilmadi.avi

Bu komutu bu hale getirine kadar 3-4 saatimi aldı fakat sonuç olarak çok güzel çalışıyor. Burada -sub ibaresinden sonra altyazimiz geliyor. -ffourcc dx50 ibaresini de eklemek zorundaydım, yoksa film telefonda çalışmıyordu. Bu ibare filminize dx50 etiketini yapıştırıyor. O olmadan da deniyebilirsiniz. scale=320×240 bu ibareyi de telefonunuzun ekran ebatına göre değiştirin. Son olarak da :vbitrate:256 ibaresi var. Burada 256′lik bir bitrate kullanılıyor. Normail filmler 800 bitrate civarinda. Ben bunu 512 ile de denedim, görüntü çok kaliteliydi fakat N95′e ara sıra takılmalar oluyordu, 256 ile hiç bir sorun yaşamadım. Bunu ortası yani 384 ise hem hızlı hem de kalite yönünden iyi olacaktır. 230mb’lik avi dosyası:

256 ile 70 mb
386 ile 105 mb
512 ile 140 mb

yer tutuyor. N95′in tv çıkışı da olduğu için, filmlerinizi tv’e de izlemek istiyorsanız o zaman bitrate’i ve scale değerini olabildiğince yüksek tutun. Gördüğünüz gibi herşeyi tek bir komutla yapabildik. En güzel yanı ise altyazimizi da filmin içine yerleştirdik. Bu sayede herhangi bir sorunla da karşılaşmadık. Telefondaki son hali ise şu şekilde:


n95_1.jpg

Resimin böyle olduğun bakmayın, gerçekte çok daha kaliteli. Bunlar da ingilizce ile arama yapanlar için olsun :) : subtitle, n95, symbian, divx, s 60, howto

Kaynak : [1][2]

Fdm, Mutt ve Msmtp ile e-postalarınızı daha verimli ve düzenli kullanın

Finaller bitti sonunda, ve bende üstümden kalkan bu yük sonucunda uzun zamandır kullanmadığım, ama kurup kullanmak istediğim bir çok uygulamayı tekrar kullanmaya karar verdim. Bunlardan biri de öncelerden kullandığım ve ondan bu yana onun gibi bir uygulama bulamadığım Mutt‘dur. Mutt’u daha önce Exim4, Procmail ve Fetchmail ile kullanmıştım. Şimdilerde bir çok şey değişmiş. (Resim: LinuxBrit)

Mutt

Fetchmail ve Procmail yerine Fdm kullandım. Tek bir programla mailleri topluyorum ve filtreleyebiliyorum. İlk başta biraz uğraştırdı fakat Google sağolsun bir çok şeyi buldum. Mail yollamak için de Msmtp kullandım. Ufak bir yazılım ve kolayca kurdum. İşleyiş olarak fdm > mutt > msmtp şeklidnde gidiyor. Ardından da dosyaları düzenleme başladım. Muttrc’ye ne kadar zaman ayırdığımı bilmiyorum, ama daha çok şey var yapmam gereken. Bu yüzden Mutt kullananlar muttrc’lerini paylaşabilirler çok sevinirim :)

Her neyse gelelim Archlinux altında nasıl bu işleri hallettiğime. İlk önce tüm paketleri kurdum.

pacman -S fdm mutt msmtp urlview

ardından sırayla teker teker dosyaları düzenledim. Dosyalar ilk başta oluşturulmadığı için teker teker oluşturdum. Dosyaları kendin bilgileriniz doğrultusunda değiştirin. Zaten çok açıklayıcı bir söz dizimine sahip. Kısa kısa notlar da ekledim. Dosyaları sırayla şu şekilde:

Okumaya devam edin »

En çok kullandığınız ilk 10 bash komutları hangileridir ?

Pimpmyshell‘de okuyunca merak edip aynısını bende uygulamadım. En çok kullanılan komutların ilk 10′u şu şekilde bende:

245 ./a.out
40 su
18 man
18 df
14 ./prog
13 killall
13 iwconfig
12 ls
11 wget
11 scrot

./a.out ve ./prog, c kodlarını derledikten sonra çıkan çalıştırabilir dosyası. Durmadan onları açıp denediğim için tavan yapmış anlaşılan. En çok kullanılan komutları görebilmek için şu komut yeterli :

history|awk '{print $2}'|awk 'BEGIN {FS="|"} {print $1}'|sort|uniq -c|sort -rn|head -10

Sizler en çok hangi komutları kullanıyorsunuz ?

Linux manpage sayfalarındaki C fonksiyon bilgileri

Linux’da herhangi bir C fonksiyonunu “man fonksiyonadı” ile öğrenebilirsiniz. man malloc, man printf, man gets … gibi.Ben daha bugün yeni öğrendim, bunca zaman elimin altında böyle basit ve işe yarayan bir kaynak varmış da benim haberim yok. Bu zamana kadar hep Google’dan arama yapar arardım, keşke daha önce bilseydim. Ayrıca finaller bitsin şuradaki belgeleri de incelemeyi düşünüyorum :

http://fotisl.wordpress.com/2006/06/03/c-editing-with-vim/
http://www.justlinux.com/nhf/Programming/Introduction_to_C_Programming.html
http://www.linuxjournal.com/article/8289

Bu üç belge, Vim ile C’nin nasıl daha verimli yazılabileceğimizi anlatıyor. Vim konusunda daha çok çok acemiyim, fakat öğrendikce daha çok beğeniyorum, daha çok bağlanıyorum. Geçen okulda Lab dersi varken bunu çok daha iyi anladım. 5dk’lık bir işi 30 dk’da anca yazabildm. Hele birde elim alışmış, her seferinde Esc, sonra yy, ve pp. Hata yaptığımı anlıyorum, u tuşuna basıyorum. Sileyim derken dd’ye basıyorum. Tam bir fiyasko anlayacağınız :)

« Previous PageNext Page »