Canon PowerShot G7 hakkında fotoğraflar ve bilgiler

Canon G7Yeni aldığım kameradan sizlere bahsetmiştim. Onunla bir kaç fotoğraf da çektim. Malesef isteğim dışında dirseğim değdi, yere düştü ve optik mekanizmasında bir ariza meydana geldi. Aslına bakarsanız fotoğrafı tıpkı ilk gündeki gibi çekiyordu, fakat bilmediğim bir mekanik ses geliyordu Canon Ixus 950′den. Bu yüzden geri verdim bende makineyi. Almanya’da 14 gün için aldığınız tüm eşyaları geri verme hakkına sahipsiniz. İster beğenin ister beğenmeyin, satıcı almak zorunda çünkü kanunen böyle bir yükümlülük var(Amazon.de’de bu süre 30 gün bildiğim kadarıyla).

Gelelim asıl konuya bu kamerayı verdikten sonra orada daha önceden de araştırıp ve daha çok almak istediğim bir makine duruyordu. O da Canon G7 idi. Fiyatı yaklaşık 100-150 euro daha fazlaydı, ama gönlüm bundan yanaydı. Ne olur ne olmaz diye biriktirdiğim bir para miktarı vardı, onu da üstüne koyarak bunu aldım. Aldığımdam beri bir sürü fotoğraf çekmeye başladım.

Canon PowerShot G7 ile çektiğim fotoğraflar da şu şekilde:


Created with Admarket’s flickrSLiDR.

Özelliklere gelince Canon.com.tr’de ayrıntılı bir şekilde var. Kısaca bahsetmek gerekirse 10 megapiksel Ccd, 6x optik zoom, Optik Görüntü Sabitleyici(IS), 9 Noktali AiAf, 2.5″ Lcd, 1024×768 çözünürlükte video çekimi . Canon’un sitesindeki tanıtımda biraz reklam da var elbette, fakat ben kendi kişisel tercihlerimi de belirteyim. Neden Canon G7 aldım ?

powershotg72fsrtopsf9.jpgBirincisi fotoğraf çekmeyi çok sevdiğim için Dslr makinesi almak istemiştim. Uygun fiyat’a da bulmuştum(Nikon D40+Kit 410 euro). Fakat fotoğraf çekme tekniklerini hemen hemen hiç bilmiyorum. Alacağım Dslr makineyi kullanamyacaktım bile. Araştırmalarım sonucunda Canon markası altında G7′i buldum. Ful manuel ayarlama imkanı veriyor çünkü. En önemli özelliği de bu bence. Bununla giriş seviyesinde öğrenmeye çalışacağım. Ardından(muhtemelen yıllar sonra) dslr’lere geçiş yapacağım. Ee diyeceksiniz bu Fiyata Nikon D40′da alınır , ne diye bunu aldın? Bu yüzden gelelim ikinci noktaya.

Bu makineyi sadece ben değil, ailem de kullanacak. Babam bu yüzden hem küçük hem de güzel ve net çekebilecen bir kamera istmişti. Kompakt makine sınıfında ful manuel ayarlama imkanı veren ve aynı anda güzel ve net fotoğraf çeken makinelerden tek Canon G7 vardı. Böyle olunca bende bunu aldım. Makine ile çekmek gerçekten çok keyifli. Kullandıkca kullanasım geliyor. Makinenin üzerinde ISO için özel bir ayar düğmesi bile var. En çok kullandığınız özelliği de bir tuşa atayabiliyorsunuz. 2 tane kişişelştirebilir modlar var, C1 ve C2 adında. Bunlara istediğiniz gibi oluşturabilir ve kayıt edebilirsiniz, böylece her seferinde manuel ayarlama seçeneğinden ayarları değiştirmeniz gerekmiyor. Örneğin ben manzaralar için özel bir ayarı kayıt ettim kendimce. Onun dışında netleşmeyi manuel olarak ayarlayabilirsiniz. 4 yön-tuş’un etrafında birde halka şekilde ayarlama düğmesi var. Bunu döndererek ayarlamaları çok kolay bir şekilde yapabiliyorsiniz.

Canon G710mp ile çekilmiş fotoğraflar 2-3mb yer kaplıyor. Ben yanında 2gb kart aldım, fakat 1gb de işinizi görür. Burada bir kaç noktaya dikkat etmeniz gerekiyor. G7 ile çekilen videolar 1024×768 şeklindedir. Yani diğer kompakt makineler’den çok daha büyük bir çözünürlüğe sahip, hal öyle olunca bu videolar daha da yer kaplayacak. Bu yüzden yüksek kapasiteli kart almanız iyi olacaktır. Fakat bence her makineyi kendi alanına göre kullanmak sizin için en iyi sonucu verecektir. Yani fotoğraf çekmek. Onun dışında içindek çıkan Bateri ile 200-250 tane resim çekmeniz mümkün. Yedek bir bateri almanız iyi olacaktır. Amazon.de‘de 20 euro’ya Hähnel marka bateri var. Orjinal bateri 50 euro tutuyor. Türkiye’de eminimki bu rakam çok daha yüksektir. O yüzden internet üzerinden uzuza geliyorsa sipariş verin.

Böyle güzel bir makinen eksik yanları olmaz mı ? Tabi ki. Hiç bir şey kusursuz değildir. Yukarıda da dediğim gibi Komapkt sınıfında yerini alıyor. Alıyor almasına da kompaktlar gibi şık ve modern bir tasarıma sahip değil. Ayrıca diğer kompakt makineler gibi küçük de değil. Ağır ve biraz büyük bir makine. Ben sevdim yine de. Nostaljik bir tasarıma sahip. Ama eğer öyle her zaman yanımda taşıyayım, cebime koyayım diyorsanız kesinlikle tavsiye etmem. Benim küçük bir çantam oluyor genelikle ya da okul çantam o yüzden sorun olmuyor.

Son olarak 1-2 ay içinde Canon PowerShot G9 adında yeni bir makine çıkacak. 12mp, 3 inc ekran ve Raw destekli. Ben pişman değilim G7 aldığıma çünkü G9′un öyle çığır atacak yeni özellikleri yoktu. Ayrıca Canon G7 hakkında sorularınız varsa seve seve yardımcı olabilirim bu konuda.

Kamera tavsiyesi (Fujitsu Finepix F31d) ve yeni bir mim

Aramalarım hala devam ediyor, Slr-like tipi makinelere veda etmem gerekecek galiba. Malesef kamera’yı sadece ben değil, ailem de kullanacak. Hal öyle olunca, Babam da kendisine göre daha kullanışlı bir şey istiyor. Fakat arkadaşlarından biri galiba tavsiye etmiş Sony olsun diye, bir kaç kere gelip bana Sony nasıl diye söyleme başladı. Muhtemelen Dsc W100 ya da Dsc W200. Çünkü her ikisi de kompakt sayılır. Her neyse gelelim konuya, alabilirsem slr-like almaya deneyeceğim, olmazsa Fuji F31d’yi almaya deneyeceğim, bakınız Dpreview’dekiler ne güzel anlatmış:

finepix_f31fd.jpg

And so, to sum up; the F31fd is everything the F30 was, with a couple of tweaks here and there that – on balance – can be considered to offer a slight improvement over what was already a uniquely capable camera. I suspect (though I hope I’m wrong) that this is the last time we’ll see this sensor in a compact camera, as Fuji feels the pressure to keep up with the megapixel race ever more strongly. This would be a real tragedy; the F31fd hits the image quality ‘sweet spot’ by using a large sensor, relatively low pixel count and some very clever processing, and I can’t see them repeating this with a more densely-packed sensor. It is the perfect illustration of the oft made point that more pixels do not mean better quality; we’ve compared the F31fd to a whole range of much more expensive compacts going right up to 10MP, and – aside from a little extra resolution at base ISO – it puts most of them to shame. Once you get to ISO 400 there simply isn’t a compact on the market that can hold a flame to it.

Unlike so many manufacturers that produce amazing cameras with average sensors, Fuji has an amazing sensor and – to be brutally honest – an average camera. As with the F30 this is a camera that wins a Highly Recommended only if you regularly shoot in low light – if you only ever take pictures in blazing sunshine there are competitors with far more impressive feature lists or lower prices. But you just can’t take away from Fuji the fact that – at this moment in time – this unassuming little 6MP camera still sets the benchmark for image quality in the entire compact sector. It’s also a surprisingly reliable ‘point and shoot’ model with excellent color and accurate focus/metering in most circumstances.

Yani yakın zaman içinde Dijital Kamera almak isteyenler herşeyi bir kenara atıp bu makine’den bir tane alsınlar. Dpreview’e inanmıyorsanız, Google da bir aratmanızı tavsiye ederim. Göreceksiniz ki Fuji F30 ve Fuji F31d herkes tarafından beğenilen ve her yerde en yüksek puanı almış güzel bir kameradır. Hala inanmadıysanız Fuji F31d tarafından çekilmiş fotoğraflara bakmanızı tavsiye ederim. Olmadı Flickr’de Fuji F31d ile çekilmiş fotoğraflara bakabilirsiniz.

Biraz da konu dışı. Üç kişi tarafından mimlenmişsim, vaktim olmadığı için yazamadım. Bu yeni mim’de sevmediğimiz ve gereksiz, dandik bulduğumuz teknoloji’leri sıralıyoruz. Beni mimleyenler, Bilgsiz.org, Volkan Karakuş ve Flynxs‘a teşekkür ederim. Benim dandik diye tabir edeceğim teknolojiler şu şekilde:

  1. Windows işletim sistemi: Dandiğin ta kendisi diyebilirim. Hiç bir işime yaramıyor, kullanmak isteyince sanki 10 yıl geriye zaman makinesi ile dönmüş gibi hisetmemi sağlıyor. Daha fazla konuşulacak bir şey de yok zaten, blog’umu takip edenler neler yazdığımı az çok biliyorlar.
  2. Palm: Neden palm ? Çünkü Telefon şirketleri onlarca para yatırıp, araştırma yaparken, Palm üyerleri uyuya kaldılar. Onca zamanları varken hiç bir gelişme kat etmediler. Malesef bu yüzden de geride kaldılar ve artık pek kullanılmayan, bir zamanlar ünlü olan cihazlarla baş başa kaldılar. Ne diyelim, umarım düzelir.
  3. iPhone: Sevmiyorum, sevemedim, sevmeyeceğim. Belki ileride, ama Apple’nin fiyat politakası ve kafası ile bunun pek mümkün olacağını sanmıyorum. Hiç bir halta yaramayan bir aleti yüceltmenin bir anlamı yok çünkü.

Buraya kadar. Pas atacak pek kimse kalmadığı için Alper abi’ye bir orta atıyorum. Kabul ederse Mürekkep‘te kendisi yazar, onun dışında bu sefer biraz rahat durayım.